'Sonbahar' üzerine notlar...



Sonbahar, ilk defa Altın Koza’da yarışacak olması nedeniyle ilgimi çekmiş ve gösterime girene kadar da heyecanla beklediğim bir film benim için. Hayata dönüş operasyonuyla artık özlediği ve beklediği hayat(ın)a dönemeyen Yusuf’un hikâyesi.

80 ihtilali ile birlikte apolitize olmuş gençlerden biri değil. Hatta ziyadesiyle politize olmuş bir karakter. Üniversite yıllarından itibaren savuna geldiği görüşler nedeniyle düştüğü mahpus damından ancak yukarıda zikrettiğim operasyon sonrası rahatsızlanması ile birlikte kurtuluyor. Hemşin’de köyüne dönüyor. Yalnız bir annesi var. Oğlu mahpusa düşeliden beri ağzına bir sıcak çay koymamış bir ana.

Sonra Yusuf, kendisinin idealize ettiği düşünce ve yönetim biçiminin içerisinde doğmuş, büyümüş ve şimdi de üç kuruş ekmek parası için bedenini satan Gürcü bir kıza aşık oluyor. Birisi düşüncelerinden ötürü hapis yatmış bir adam, diğeri çökmüş bir siyasal düşünce volkanının püskürdüğü lav atıklardan sadece birisi(SSCB’den ayrılan ülkelerde kadın nüfusunun azalması sorunsalı için okuyunuz) Biri çıktığı hapis düşüncesini hala içinden atamamış, diğeri bedeninin içine hapsolmuş ruhuna ulaşamıyor.




Yönetmenin verdiği emeği göz ardı etmeden izlemek lazım bu filmi. En az iki yıllık bir mekân ve karakter oluşturma sürecinden sonra ortaya çıkan bir film Sonbahar. Ancak şunu da söylemem gerek, yönetmen özellikle söyleşilerinde zaten izlediğinizde o politik düşünceyi anlayacak izleyiciye haksızlık ediyor düşüncesindeyim. Bıraksın izleyici verdiği mesajları filmi izlerken alsın.

Film ayrıca Anadolu taşrasının ulaşılamazlığı, merkezden kopukluğu ve biçareliği ile ilgili görsel olarak önemli belgeler sunuyor bizlere. Bir yerlerde bizim insanlarımız yaşıyor inanılmaz umutla; doğanın çaresizliğine tutunarak.

Bu filmle ilgili çok şey yazıldı söylenildi. Benim düşünceme yakın veya uzak bir çok yazı okudum film hakkında. Aslında söylenecek pek bir şey yok. Gidip seyretmek gerek Sonbahar’ı.

Hem kendi hayatımızın sonbaharını görebilmek hem de ölümü hissedebilmek için.

Yorumlar

beenmaya dedi ki…
hala izleyemedim ama izleyenlerden şu ana kadar olumsuz hiçbir düşünce anlatmadım. ve senden yazmanı istemekle ne iyi ettiğimi bir kez daha anladım :))

not: kalemine çok güvendiğim bir arkadaşım daha yazdı ama hala yayına vermedi. yayınladığı zaman sana da linkini vericem...
adsoy dedi ki…
övgün için teşekkürler.

o yazının linkini de merakla beklemekteyim ayrıca.

:)
ziggytheking dedi ki…
böylesi bir film hakkında yazılanlara ben mi az rastladım diye düşündüm bir an. ben de merakla bekliyorum linki o zaman :)
adsoy dedi ki…
bu film zamanla daha da iyi anlaşılacaktır diye düşünmekteyim.

hadi linkte gelsin o halde
:)

Bu blogdaki popüler yayınlar

Elia Kazan'ın Taşra İzlenimleri ve Yumurta

Hiçbir Gece (1989)