Yaşam Dönemecinde Fay Kırıkları



Her insanın hayatında önemli kırılma noktaları vardır. Bu kırılma noktaları basit gündelik sonuçlar sonrasında ortaya çıkmaz. Mutlaka büyük hayal kırıklıkları, üzüntüler, sevinçler veya başarılar sonrasında yaşamın yönünü değiştirir.

Ölüm böyle bir şeydir. Çok sevdiğiniz bir insanı kaybettiğiniz zaman sorgulama ihtiyacı duyarsınız kendinizi. Hayatınızda o ana kadar olan biteni masanın üzerine dökersiniz. Sonra o masanın üstünden beraber yola devam edeceklerinizi yanınıza alırsınız. Bazıları masanın üzerinde kalırlar. Bazıları ise bir daha hatırlanmama üzere çöpe doğru yol alırlar. İnsanın fay hattının kırıldığı anlar önemlidir. İnsan olağan ve vasat bir rotada akıp giden yaşamı ile ilgili radikal değişiklikler yap(a)maz. Fakat fay hattının kırılması onun önüne yepyeni olanaklarda çıkartabilir. Bazen olanakların tersine tüm yolların kapandığı ve kapana kısıldığını hissettiği de olur insanoğlunun.



Bu konu ile ilgili Vizontele’nin iyi bir anlatımı vardır. Evin en küçük oğlu Rıfat askere gider. Rahat ve huzurlu bir askerlik yapıyor derken bir gün Kıbrıs Barış Harekâtının başladığı duyulur televizyondan. Ve bir gün Rıfat’ın şehit olduğu haberini –dramatik bir şekilde- yine aynı televizyondan öğrenirler. Rıfat’ın şehit olduğu haberi o ailenin gördüğü en büyük kırılma noktasıdır. Aile bireylerinin tüm hayatı baştanbaşa değişir. Belediye Başkanı olan baba, her gece odasına kapanıp içmeye başlar. Anne kasabanın delisi ile televizyonu gömme peşindedir ve televizyonu gömdükten sonra her gün oğlunun onun içerisinde yaşadığını düşünerek ziyaretine gidecektir. Evin büyük oğlu alkolikken küçük kardeşinin haberini almasıyla, birden kendini kasabanın camisine atar. O geceyle birlikte namaza başlar ve tüm hayattan kendini soyutlar.(Açıkçası bu sahne bence filminde en iyi sahnesi olmayı hak ediyor. Arkada Kardeş Türküler grubundan bir solistin söylediği türkü ise görüntülerin üzerine duyguları iyice yoğunlaştırıyor. Hiçbir diyalog olmamasına rağmen izleyicinin her şeyi anlıyor ve abinin yaşadıklarını kendi yaşamış gibi hissediyor. Böyle bir sahne için Er Ryan’ı Kurtarmak filminde, Pentagon yetkililerinin üç oğlu da II. Dünya Savaşında ölen kadına haber vermeye geldikleri sahnedir. Kadın, mutfağının penceresinden resmi aracı görür ve kapının önüne çıkar. Yetkililer arabadan indikleri anda anne kapının önünde sessizce çöküverir. Yönetmenin bir şeyleri anlatırken bir sürü kelimeye ihtiyacı yoktur. Görüntü zaten her şeyi kolaylıkla halledebilir ve seyirciyi can evinden yakalar. ) Ve aile içerisinden olmamasına rağmen Rıfat’ın sevdiği kız, avuçlarının arasında Rıfat’ın kabuk bağlamış yarası ile istemeye istemeye yazlık sinemacının oğlu ile evlenir.

Hayatın fay kırıkları böyle bir şeydir işte. Hiçbir zaman giremeyeceğiniz yollara saparsınız farkına varmadan. Belki biraz da hız kazanırsınız. Zaman ivedilikle akar gider. Durunca üzülüp, yıkılmaktan korkarsınız. Unutmak için değişmek en iyisidir belki de.

Unutarak değişmek ve değişip dönüştükçe unutmak…

Hamiş: Vizontele ve Vizontele Tuuba serisinin bence en iyi çekilmiş ve oyunculuk olarak zirve yapan bölümleri bu sahnelerdir. Yılmaz Erdoğan’ın sinemacılık anlayışının da bu doğrultuda ilerlemesinin doğru olacağı kanaatindeyim. Yeni filmlerinde arka arkaya eklenmiş skeç sinemacılığını çoktan aştığı umudunu taşıyorum.

Yorumlar

Rafkat Rafikov dedi ki…
Me gusta mucho tu blog!!!!!!
Entra tambien al mio te gustara!!!!!!
http://www.newaysspain.blogspot.com/
Y dejame algun comentario!!
Pinchame a algunas publicidades de Google porfavor!!!
Gracias!!!!!
beenmaya dedi ki…
herşeyin gönlünce olması dileğiyle şimdiden iyi seneler...sevgiler...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Elia Kazan'ın Taşra İzlenimleri ve Yumurta

Hiçbir Gece (1989)