Tokyo Monogatari(Tokyo Story)



Yasujiro Ozu, Japonya’nın en önemli yönetmenlerinden biridir. Tokyo Monogatari (Tokyo Story) onun 1953 tarihli bir başyapıtıdır. Japon taşrasından ülkenin başkenti Tokyo’ya çocuklarını ziyaret etmek için gelen yaşlı bir karı kocanın burada yaşadıkları hayal kırıklıklarını güzel bir dille anlatır Ozu.

Uzun zamandır görmedikleri çocukları ve torunları kentte mutasyona uğramışlardır. Bunu anlamalı biraz zaman alacaktır. Uzun bir süre Tokyo’yu dahi gezdirmezler. Çocuklardan her biri diğerine savsaklar bu görevi. En çok ilgiyi savaşta ölen oğullarının karısından görürler.


Çocuklarının de kendilerine göre mazeretleri vardır aslında. İkinci Dünya Savaşının yıkıcı etkilerini hissedip buna göre tekrardan hızlı bir sanayileşme ve kalkınma programı hazırlayan Japonya'da bir çalışanın haftanın tek bir gün dahi izin kullanma hakkı yoktur. Film 50 lerin başında çekiliyor. sanayıleşme ile birlikte, kyden kente göç olgusu da hızlanıyor haliyle.

İkinci Dünya Savaşını bitiren iki atom bombasını gören bu ülke, eski günlerine dönebilmek için çok çalışılması gerektiğini biliyor. Japonlar, savaşın acısını yüreklerine gömüp, kendilerini herşeyden soyutlayarak; boş zaman diye bir kavramı lügatlerinden çıkararak fabrikalarda vakitlerini dolduruyorlar.(21. yüzyılda Çin halkıda aynı durumda değil mi) Zaten filmin bir yerinde anne ve babalarını gezdirememekten yakınan çocukları, artık sadece pazar günü izin kullanacaklarından bahsederek; ebeveynlerini bir günde olsa Tokyo'da gezdirebileceklerini konuşurlar.

Ozu’nun bu filmini izlerken en çok aklıma Ö.Lütfi Akad’ın “Göç Üçlemesi” geldi. Gelin-Düğün ve Diyet isimli bu filmlerde Akad, Anadolu’dan gelip İstanbul’a yerleşmiş bir ailenin trajedisini basit ve sade bir dille bizlere anlatır. Gelin kente gelir, düğünü yapılır ama kente bırakacağı bir diyeti vardır.


Ozu’nun sinema anlatımı ve ritmi yavaştır. Belki de bu Japon geleneklerini daha iyi anlatmak için izlenebilen bir yöntemdir. Ayrıca kamera genellikle sabittir ve bel hizasına gelecek şekilde konumlandırılır. Tüm filmlerinde hep bildiği insanları oynatmıştır. O sebepten filmlerinin birbirinin tekrarı olduğunu düşünmeniz normaldir.

Ülkemizde Nuri Bilge Ceylan’ın Kasaba ve Mayıs Sıkıntısı filmlerinde Ozu’nun etkilerini görebilirsiniz.

Yorumlar

Sade dedi ki…
Ozo'nun hiçbir filmini izlememiş olmamdan dolayı üzüldüm şimdi bir an. Ama tüm filmleri izlemek te o kadar zorki en azından böyle rehberimsi kaynakçalar oluştukça sizin yaptığınız gibi belki takibimiz kolayaşır. TEşekkürler. En kısa sürede izleyeceğim.
adsoy dedi ki…
rica ederim. mutlaka izleyin.
Mehmet Hayri Zan dedi ki…
çok seneler olmuş izleyeli, yazınız hatırlattı şimdi. sinemanın zirvelerinden biri bu film bence, o kadar derinden etkilemiş ki beni, şimdi bir bir sahneler geliyor gözümün önüne.

özellikle yaşlı adamla kadının hep gülen sakin yüzleri. her şeye rağmen baştaki ifadesini hiç kaybetmeyen, güzel ama uyum sağlayamayan yüzleri.

teknik olarak bilemeyeceğim ama bu film nbc'nin uzak'ını da andırıyor (doğrusu tam tersi tabi:)). taşradan gelip kentte yakın bildiklerini değişmiş bulmak, artık tanıyamamak ve bunun acısına dayanamayıp kent tarafından püskürtülmek üzerine filmler ikisi de.
adsoy dedi ki…
M.Hayri Zan, NBC zaten bir çok röportajında Ozu'dan etkilendiğini açıkça söylemiştir. Çünkü Ozu bence sinemada hem teknik olarak hem de sanatsal olarak bir zirvedir. gerilemekte miyiz bilemiyorum.