'Köy' Filmi Üzerinden Bombay'da ki Terör Saldırıları




Hindistan'ın 11 Eylül'ü olarak adlandırılan ve ülkenin en önemli liman kenti olan Bombay’a(kentin ismi ile ilgili ilginç bir durum söz konusu; bu konuda bkz: Murat Belge’nin yazısı) yapılan terör saldırısı, tüm dünyada büyük tepki ve nefretle karşılandı. Fakat bu terör saldırısı sonrasında birçok dinin kardeşçe yaşandığı ülkede, insan hak ve hürriyetleri ile ilgili derin şüpheler barındırmaktayım.

Hatırlarsınız, 11 Eylül saldırıları sonrasında süper güç ABD’nin tüm iç ve dış güvenlik siyasaları değişmişti. İnsan hak ve hürriyetleri noktasında yapılan ihlaller ve özellikle ülkeye gelen yabancılara reva görülen uygulamalar özgürlükler ülkesini büyük bir hapishaneye döndürdü.

Terör saldırılarını gerçekleştiren teröristlerin dinsel kimliği üzerinden milyarlarca mensubu olan bir din ötekileştirilip düşman olarak kodlandı. Şimdi aynı durumun Hindistan’da uygulamaya konulması ve niyetinin açık edilmesi beni endişelendirmekte. ABD de uygulanan ve bireysel özgürlükleri hiç eden güvenlik anlayışı, terör saldırısı sonrası yüzlerce masumun öldüğü Hindistan’da da yeni bir güvenlik siyasasının hazırlanıp uygulamaya geçirilmesine neden olacak mı?

Keşke Hint politikacılar ve bürokratlar ‘öteki’nin anlaşılmasında ve özgürlüklere dokunulmadan yeni bir siyaset dili oluşturmadan önce kendi hemşerileri ünlü yönetmen M. Night Shyamalan’ın ‘Köy’ filmini seyredebilseler.



Özellikle Bruce Willis’in başrolünde oynadığı ‘Altıncı His’ filminde metafizik öğeler üzerinden olayları(ölüm, ruh, benlik) değerlendirebilmesi ile tüm dünyada tanınan ünlü yönetmen 2004 yapımı ‘Köy’ filminde küçük bir köyde yaşayan insanların köye musallat olan canavar korkusu nedeniyle meydana gelen değişimi anlatıyor. Köyün akil adamları tarafından dile getirilen bu canavara karşı köyün belirli noktalarına nöbetçi kuleleri kurulup köyün erkekleri geceleri nöbet tutturuluyor. Köyün bazı gençleri ise bu canavarın var olup olmadığı öğrenmek hem de eğer varsa yok etmek için heyecanlı ve bol gerilimli bir maceraya tutuluyorlar.

Shyamalan, bu filminde özellikle 11 Eylül saldırılarından sonra içine kapanıp tüm dünyayı düşman belleyen, farklı din ve inançları ötekileştiren Amerikan halkını minyatür bir köşy üzerinden çok iyi bir dille anlatıyor. Ayrıca kendi içine kapanan Amerikan toplumunda bireysel silahlanma ve saldırıların artması da bu korkuların neticesini veriyor.(bkz: Amerikan toplumunun silahlanma heves ve isteğini alaycı ve ironik bir dille anlatan Moore’un ‘Benim Cici Silahım’ belgeseli)

Başta da belirttiğim gibi umarım Hintli siyasetçiler ve yöneticiler çok dinli ve çok kültürlü bu kara parçasında özgürlüklerin sınırlandırılmasına izin vermezler. Hem böylelikle terör de amacına ulaşmış olamaz.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Elia Kazan'ın Taşra İzlenimleri ve Yumurta

Hiçbir Gece (1989)