Dursun Zaman...



Bir filmin sizi etkilemesi için senaryosunda neler olması gerekir. Sıkı bir aksiyon sahnesi mi? Kalbinizi yerinden fırlatacak bir korku anı mı? Ya da gözyaşlarına boğulacağınız romantik bir aşk hikâyesi mi? Bahsedeceğim filmde bunların hiçbiri yok ne yazık ki. Buna rağmen tüm zamanların en iyi filmlerinden biri olmayı hak etmek için neyli anlatıyordu bu film yani 'The Shawshank Redemption'.


O kadar uzun zaman geçti ki üzerinden hatırlamanın imkânsız olması lazım ama yine de çoğu sahnesini dün seyretmiş gibi hatırlıyorum. Bir ara TV lerde çok sık gösterilmişti.

Haksız yere mahkûm olan bir adamın(Andy-Tim Robbins) uyum çabaları, edindiği dostluklar ve içinde taşıdığı umut filmin konusu. Bu filmi izlerken zaman kavramını çıkarıp sehpanın üzerine koyuyorsunuz. Eğer filmin ikinci karakteri Red(Morgan Freeman)in iyi halden tahliye için jüri karşısına çıkması olmasa hikâyenin birkaç yıl içinde geçtiğini sanabilirsiniz. Zaman belki de insanın kafasında kurguladığı bir ‘şey’.

Bilemiyorum.



Filmin beni etkileyen en önemli sahnesi ise Andy’nin Red’e bıraktığı bir kutu. Andy, Red’e eğer dışarı çıkabilirse bir ağacın yakınında bir kutunun olduğunu ve mutlaka gidip o kutuyu alması gerektiğinden bahseder. En son iyi halden tahliye edilen Red, dışarıya adapte olmaya uğraşırken; hep kafasında Andy’e verdiği sözü tutmak vardır. Bu arada bir markette paketlemecilik yapar, geceleri sık sık intiharı düşünür.

Aradan ne kadar zaman geçtiği bilinmez bir gün kararını verir ve Andy’nin bahsettiği yere gidecektir. 209 numaralı otobüse atlar mısır tarlalarının içerisinden geçerek bahsi geçen ağacı bulur. Ağacın yanındaki taş duvara saklanmış emanetleri bulur.

Umut aradan uzun yıllar geçse de hep vardır. Ve dostluk, verilen sözleri yerine getirmektir.

Yorumlar

beenmaya dedi ki…
umut ve dostluk kelimesi zamanı olmayan, zaman tanımı olmayan tanımlardır. ve bu film bu iki tanımın en güzel sunulduğu, anlatıldığı filmlerden biridir. teşekkürler bu güzel hatırlatma için...
adsoy dedi ki…
rica ederim.
hatırlatmalar devam edecek arada.
Alfredo Di Stéfano dedi ki…
hapishaneden kaçışı muhteşemdi Andy'nin...Unutmak gerçektende imkansız :)
adsoy dedi ki…
evet imkansız bi kaçıştı ama başardı Andy.

imkansızı iste gerçekçi ol :)
muet dedi ki…
Benim için hep özel bir yeri vardır.. düşündükçe içimi umutla doldurur.. an itibariyle olduğu gibi.
Sade dedi ki…
Imdb film listesinin ilk 5 inden inmemiş bir film için az bile yazmışsınız :D
adsoy dedi ki…
evet kelimeler kifayetsiz anlatmaya bu filmi.
izlemek en iyisi.
izlerken beni mutlu eden flimlerden biridir...belkide en anlamlısı..
kowalski dedi ki…
izleyenler için mevcut olan mükemmelliyetin yanı sıra bu filme hakkını imdb'de vermiş ve şu anda en iyi film durumunda.. umuttan ziyade bana göre direkt olarak hayatı anlatan mükemmel bir frank darabont filmi.. morgan freeman'a olan hayranlığımı katmer katmer artıran harika eser..

Bu blogdaki popüler yayınlar

Elia Kazan'ın Taşra İzlenimleri ve Yumurta

Hiçbir Gece (1989)