Old Boy yahut İntikam Soğuk Bir Yemek

En Büyük intikam kayıtsızlıktır” der Arjantinli edebiyatçı Jorge Luis Borges. İntikam kişinin kendi adaletini göstermek amacıyla ortaya koyduğu davranış bütünü belki de. İlkel toplumlardan günümüze dek insanoğlunun aklına gelen ilk çare intikam.

Kişinin kendini ruhen rahat hissetmesini de sağlar intikam. İnsanoğlu kısasa kısas yaparak bunun matah bir eylem olduğunu düşünür. Borges’in dediği gibi kayıtsız kalamaz insan çoğu zaman. Hukuk mekanizmaları, adalete duyulan güven hissi bile bazen devre dışı kalabilir. İntikam öyle bir güç oluşturur ki insanın üzerinde ruhun hafifleyebilmesi için karşı tarafın üzerinde intikam emellerini gerçekleştirebilmelidir.

Bu kadar intikam düşüncesi nerden oluştu derseniz, intikam kelimesini söyleyince ilk akla gelebilecek film olan Old Boy’u seyrettim de ondan. Gerçi Borges Usta'nın dediği gibi kahramanlarımız pek kayıtsız da kalmıyorlar intikam almak için ama...

OldBoy, 2003 yılına ait bir Kore filmi. Kore sinemasının en önemli yönetmenlerinden Park Chan-wook tarafından filme alınan bir hikaye. Günümüz insanının aslında ilkel toplumlardan beri içine işlemiş intikam hissini değişik bir yönden ele alabilmesiyle ilk gösterime çıktığından beri olumlu not alan sözkonusu filmi ilk defa izleyebildim. Ancak özellikle görüntü yönetimiyle aksiyon sinemasına getirdiği yeni soluk beni fazlasıyla etkiledi. Zaten 2004'te katıldığı Cannes'dan Grand Prix ödülü ile dönmüş.[ Tarantino jüri başkanı:) ]

Görüntü yönetiminden bahsetmişken, bir aksiyon filmi olmasına rağmen, kameranın yavaş hareketleri ve çekim açıları başlı başına ders olarak okutulmalı.[bu dersi kim almak isterse tabi, önce Tarantino bence]

Hikâyeden kısaca bahsetmek gerekirse:

Karısı ve yeni doğan bebeği ile birlikte yaşayan Oh Dae-Su adında sıradan bir adam, 1988'de bir gün evinin önünden kaçırılır. Oraya kimler tarafından ve neden kapatıldığını bilmeyen Oh Dae-Su uyandığında kendisini küçük ve karanlık bir hücrede bulur. Dünyayla tek bağlantısı ise hücresindeki küçük bir televizyondur. Bir gün haberlerde karısının öldürüldüğünü duyunca şok geçirir ve olayla bağlantısı olduğu düşünüldüğü için kapatıldığını anlar.

Tam 15 yıl sonra bir gün aniden serbest bırakılan adam, ailesini öldüren kişileri bulmaya ve kendisini oraya kapatanlardan intikam almaya yemin eder. Zaten esas hikayede burada başlamaktadır. İntikam almak isteyenle, bir insanı 15 yıl bir hücreye kapatmak isteyen iradenin haklı/haksız nedenleri film boyunca çarpışacaktır.
Şimdiye kadar yapılmış en iyi aksiyon filmlerinden biri olan John Woo’nun Face/Off-Yüzyüze filminde iyi ile kötünün karşılaşması ve yüzlerin değişip iyi ve kötünün birbirleriyle karışmasında çok güzel anlatılır.

Bu filmde de, özellikle iyi ve kötünün karşılaşmasında kimin iyi kimin kötü olduğu konusunda izleyicinin kafa karışıklığı yaşamaması imkânsız. Oh Dae-Su karakterini canlandıran başrol oyuncusunun bu sahnelerde gösterdiği inanılmaz performans uzun bir süre aklımdan çıkmayacak.

Filmin hikayesinin oturduğu temel direkler şunlar:
-Toplum tarafından doğru bulunmayan bir davranış gerçekleştiren bireyin, bu davranışın kendisi açısından bir sorun teşkil etmemesine rağmen; toplum tarafından duyulduğu anda tepki göstermesi.
-Yakıcı ve yok edici bir intikam isteğinin içini doldurması ile tüm bunların bileşik sonucunda aynı şekilde bir reaksiyonla intikam alma isteği
-ve bir üst paragrafta da belirttiğim üzere aynı suçun işlenmesi için ortamın hazırlanması.

Filmin final sahnesi olan iyi\kötü nün karşılaşma anında baştan kafanızda oluşan klişeler yerle bir oluyor. tabii bu filmin en önemli kilit noktası da o bence. BU kadar intikam mekanızması hazırlayan mı kötü yoksa ilk fitili ateşleyen dilin sahibi mi?

Kesinlikle izlemenizi önerdiğim ancak hiçbir yerde DVD sini bulamayacağınızdan, elinde olan birilerinden yardım istemenizi önereceğim harika bir film OldBoy.
Son olarak filmden aklıma kazınan birkaç diyalogla yazımı bitiriyorum.

-Kadınların elleri genelde sıcak olduğu için suşi yapamazlar.

-İster kaya olsun isterse de kum tanesi olsun, ikisi de suda aynı şekilde batar.

-Bir canavardan daha kötü olsam bile, yaşamaya hakkım yok mu?


Not: Bu arada son bir haber vereyim. Steven Spielberg ve Will Smith "OldBoy" un Hollywood versiyonunu çekmek için kolları sıvamışlar. Umarım "Departed" gibi başarılı bir versiyon olur.

Yorumlar

Sade dedi ki…
konusu zaten tez konusu olabilecek kadar felsefik bir düşünçe boyutuna çekebilir insanı, ayrıca görsellikte kameranın yavaş hareketleri ve çekim açıları gerçekten filme farklı bir hava katmıştır. güzel bir inceleme ellerine sağlık!
âyine-i devrân dedi ki…
ben hala bu filmi izleyemedim :( çok yazı okudum hakkında, hepsi olumlu yöndeydi, umarım ben de izleyip bir gün yazarım yazımı :)
adsoy dedi ki…
bu filmin dvd si ülkemizde yeni çıktı haberin olsun.
âyine-i devrân dedi ki…
e bravo o zaman, zaten kore sinemasına dair aradığım dvd ya da vcd hiçbir şeyi bulamıyorum, en son arayıp taradığım a bittersweet life ama sonuç olumsuz :(

Bu blogdaki popüler yayınlar

Elia Kazan'ın Taşra İzlenimleri ve Yumurta

Hiçbir Gece (1989)