Kabadayı Aşçı Olursa...(Kısa Film Öyküsü)


Ara sıra uğradığım bir kebapçı. Her girdiğimde kapıda bekleyen ve garsonları yönlendiren yaklaşık 50 civarında bir adam.

beyaz ve yana doğru yatırdığı saçları, uzun faulleri ilgimi çekti hemen.

üzerinde turkuaz rengi bir gömlek var. klasik siyah pantolon ve altında beyaz çoraplar cabası. Tabii benim ilgimi çeken yumurta topuk ayakkabiları oldu. yürürken 'tok' ses çıkaran ve ayna niyetine kullanılabilecek ayakkabıları.

kenar mahallenin kabadayısı triplerinde, hareketleri tavırları tam racon keser tarzda. içimden "belli ki zamanında hızlılardanmış" diyorum.
önümdeki kebabı bitiremiyorum onu gözlemlemekten. bu zamanda böyleleri kaldı mı Allah aşkına!
Çok sonra;
Yine aynı kebapçıdayım. İki ay olmuştur heralde. gözlerim bizim kabadayıyı arıyor. şöyle bir maraza çıkartan olsa da "halis-muhlis" bir aksiyon seyretsem canlı canlı derken; garsona siparişimi veriyorum.
şöyle bir bakınıyım olmaz sa garsona sorarım kebabı getirince. Bu arada döner tezgahının başındaki de yabancı gelmiyor gözüme. daha dikkatli bakınca hayalkırıklığı tavan yapıyor.
Bizim geçmiş zaman kabadayısı, üzerinde aşçı kıyafetleri, başında galoş gibi bir şey ve ayaklarında sabo terlikleriyle döner kesmekte.
Eski haliyle tek benzer tarafı ise her zamanki gibi beyaz çorapları.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Elia Kazan'ın Taşra İzlenimleri ve Yumurta

Hiçbir Gece (1989)