Kayıtlar

nuri bilge ceylan etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Kuru Otlar Üstüne : Güzel ve yalnız ülkenin kırgın yorgun ve umutsuz insanlarına dair…

Resim
Samet bir resim öğretmeni. Kendi ifadesiyle uzun yıllar öğretmen olabilmek için sınavlara hazırlanmış ve nihayetinde de ülkenin doğusunda ücra bir köye atanmış. Yaklaşık dört yıldır da orada. Film onun sömestr tatili sonrası okula dönüşü ile başlıyor. Evi paylaştığı edebiyat öğretmeni Arkadaşına getirdiği zeytinyağından anladığımız kadarıyla ülkenin en batısında bir yerlerde asıl memleketi. Ülkenin en batısından en doğusuna atanmış bir öğretmen var karşımızda. Belki de o yüzden en kı sa  zamanda batıda bir yerlere gitmek istiyor ilk geldiği günden beri. Özellikle de İstanbul a. Bunu her girdiği ortamda hissettiriyor. Yönetmen Nuri Bilge Ceylan’ın(NBC) da filmin Cannes'da gösterimi sonrası yaptığı konuşmada söylediği gibi "mutluluğun başka yerde olduğu avuntusu' onu ayakta tutmaktadır. Samet in yaşamına ufaktan dâhil olduğumuzda onun yaşamına dair bazı doneler de yakalarız. Öğrencilerine hatta bazı öğrencilerine karşı ilgili, merhametli ve hoşgörülü bir öğretmendir o. Okuld...

Bir Taşra Köpeği (2019)

Resim
Akın Aksu, Ahlat Ağacı’nın senaristlerinden biri. Nuri Bilge Ceylan’ın uzaktan akrabası aynı zamanda. Ceylan, bir gün memleketini ziyaret ettiğinde Aksu’nun babasıyla sohbet ediyor. Bu sohbetten sonra babanın filmini yapmak istiyor ve bunun için de daha önce yazdıklarını okuduğu Aksu’dan yardım istiyor. Ondan babası ile ilgili bir şeyler yazarak kendisine göndermesini talep ediyor. Aksu’nun gönderdiği metin ile beraber babanın hikâyesini sinemaya aktarma fikri oğula doğru çevriliyor. Baba figürü ise burada oğul karakterini anlamlandırma ve ortaya çıkarmada yardımcı oluyor. Akın Aksu’nun daha önce yayınlanmış birkaç kitabı var fakat o kitapların yeni baskıları olmadığından ulaşmak mümkün değil. Onun yeni kitabı geçtiğimiz günlerde yayınlandı. Roman, üniversiteden mezun olmuş ama kendi alanında iş bulamamış ev kirasını dahi ödemekte zorlanan bir gencin yaşam mücadelesine devam ederken yaşadığı iş arama ile ilgili tecrübeler ve aç kalmamak adına başvurduğu yöntemleri anlatırk...

Doğu Demirkol'a Dair...

Resim
Geçenlerde arkadaşım, Doğu Demirkol'un Yetenek Sizsiniz isimli bir televizyon yarışma programındaki stand-up gösterisi esnasında protesto edilmesi buna rağmen gösterisine devam etmesi ile ilgili You Tube da dolaşan bir videoyu gönderdi. Videoyu Nuri Bilge Ceylan'a izlemesi için bir sinema yazarının gönderdiği ve Ahlat Ağacı filmi için işte tam aradığım karakter diyerek Demirkol'u Nuri Bilge Ceylan'ın oyuncu seçmeleri için davet ettiğine dair bir yerlerde bir şeyler okumuştum.(tam bir tevatür cümlesi oldu bu) Ahlat Ağacı'nın kahramanı Sinan Karasu'da da işte böyle bir özgüven söz konusu. Tek bir kitabı bile yayınlanmamış ama ünlü bir yazarla sohbet ettiğinde hiç geri vitese takmadan kendini ispata girişiyor. Böylelikle, hem karşısındakini kızdırıyor hem de bir zaman sonra kimsenin kendini tam olarak anlayamadığını zannediyor. bunun tek istisnası baba figürü karşısında tuzla buz olan Sinan Karasu figürü. Basılan kitabı da bir tek babası okumuş oluyor....

Ahlat Ağacı (2018) - Taşrayı Taşrada Kaybetmek

Resim
Öğlene yakın bir vakitte ücra bir sinemada birkaç kişiyle birlikte izledim Nuri Bilge Ceylan sinemasının son örneği olan filmi Ahlat Ağacı’nı. Babasının borçları ile yüzleşmek zorunda kalan ve döndüğü taşrada bir kitap bastırma hayali peşinde olan yeni üniversiteden mezun olmuş bir gencin(Sinan) yaşadıkları.   bir çok yayın organında ve filmin resmi sitesindeki öyküsünde konusundan genel olarak bu şekilde bahsediliyordu. (tam olarak benim cümlelerim gibi olmasa da) Film, bir camın ardında çayını hızlı bir şekilde içip bitirmeye çalışan bir genç sahnesiyle açılmakta. Çayını içer, çayın parasını masanın üzerine bırakır ve kadrajdan çıkar. Sonra Çanakkale’nin bir kaç temel değerinden biri olan Truva atının önünden geçerek ilçe minibüslerinin bulunduğu garaja gider. Film başlamıştır. Çanakkale’den çıkan otobüs bir ilçe merkezine doğru ilerlemektedir ve biz bunu yukarıdan açık ve seçik bir şekilde görürüz. O andan itibaren Nuri Bilge Ceylan Sineması’nda hep bir y...

NBC'den Ahlat Ağacına Dair...

Resim
Nuri Bilge Ceylan Cannes'da büyük övgü alan filmi Ahlat Ağacı ile ilgili olarak Milliyet gazetesinde bir söyleşi gerçekleştirmiş. Bu söyleşiden satır başlarını kendime göre kategorize ederek sizlerle paylaşıyorum. Ahlat Ağacı'na yüklediği anlam Ahlat ağacı yalnız, garip, sahipsiz bir ağaçtır. Öksüz bir çocuk gibi öyle kendiliğinden biter bir yerlerde. Çorak yamaçlarda, taşlı tepelerde bile dünyaya gelse, tutunur hayata kene gibi, bırakmaz, kimsesiz bir sokak çocuğu gibi ekmeğini taştan çıkarmasını bilir... Ahlat gerçekten de yamuk yumuk, şekilsiz, her an kavgaya tutuşuverecek gibi sinirli bir hali olan kara kuru bir ağaçtır. Doğu Demirkol'un başrol oyuncusu olarak seçilmesi Doğu’yu ilk kez Doğu Yücel’in  Facebook ’ta paylaştığı bir video ile fark ettim. Bir TV programında yaptığı kısa bir stand-up gösterisiydi. İlgimi çekince biraz daha araştırdıktan sonra, başka birçoğu gibi teste çağırdım. Sonra bir kez daha, sonra bir daha. Tipi, hayalimde canlandırdığı...

NBC'nin Son Filmi: Ahlat Ağacı

Resim
Nuri Bilge Ceylan’ın son filmi ile ilgili bilgiler kendi sitesinden yayınlandı. Filmin konusu yine taşra ve taşraya dair bildik sorunların büyük yönetmenin gözüyle nasıl göründüğü. Ülkenin biricik ve tek sorunu belki de taşra. Hatta taşra o kadar yayılmış ki kentlerimizi de taşraya çevirmişiz. Kentlerin taşralaşması sorunları daha da büyütürken cahilliğin sürdürülmesine neden olmakta. Filmin konusunu Nuri Bilge Ceylan’ın sitesinden aynen alıntılıyorum. Bazıları için taşra, tüm umutların eninde sonunda yalnızlıkla kesiştiği bir sürgün yeridir. Tıpkı babaların ve oğulların kesişen kaderleri gibi, tüm umutların, hayallerin, çaresizlikle kesiştiği hudutsuz bir sürgün yeri… Filmde benim için en büyük sürpriz Aydın Doğu Demirkol oldu. Uzun zamandır standup gösterileri yapan bu genç yeteneğin bu yıl bir Ali Atay filminde oynadığını görmüş ve sevinmiştim. Umarım sinema yolculuğu daha da uzun olur. Filmin bu yıl ki başka bir sürprizi ise Cannes’da yarışacak filmler a...

Kış Uykusu-Notlar (Hamdi Hoca karakteri)

Resim
Hamdi Hoca, kendi açımdan filmin en iyi oyunculuğunu çıkaran karakteri. Bir köy camisinde imamlık yapan Hamdi Hoca karakteri bana son dönem Türkiye gündemi ile ilgili ne çok şey çağrıştırdı desem yeridir aslında. Aristokrat-burjuva bir sanatçının baba yadigarı mağaradan bozma evinde kiracı olarak ailesiyle birlikte yaşayan Hoca’nın filmden önceki zamanlarda kira borcunu ödeyemediği için evine haciz geldiğini diyaloglardan öğreniyoruz. Eve haciz gelmesi ve bu esnada Hoca’nın ağabeyi İsmail’in haciz memurlarına ve güvenlik güçlerine mukavemet göstermesi üzerine tartaklanması ile İsmail’in oğlu olan aynı zamanda da Hoca’nın yeğeni küçük İlyas’ın buna içerleyerek Aydın’ın “cip”ini taşlaması filmin temel öykülerinden birini oluşturuyor. Bıçkın ve kentliye “mutlak itaat” eden taşralı Hidayet, hem bunun hesabını sormak hem de borcun akıbetini öğrenmek için yanında Aydın olmasına rağmen Hamdi Hoca ve ailesinin kapısını çalıyor. Cezaevinden yeni çıkmış İsmail özür dilemek yerine daha sert ...

Kış Uykusu-Notlar (devam)

Resim
Hidayet, Aydın’ın sadık yardımcısı. Her konuda mutlak itaat eden ve tabir –i caizse Aydın’ın kirli işlerini takip eden bir adam. Aydın, dünyevi işlerden elini eteğini çekmiş ve münzevi yaşadığını iddia ederken öne hep Hidayet’i sürüyor. Mottorlu gencin hesabı kapatıp kapatmadığını bile “Hidayet’i gördün mü?” sorusu ile kamufle etmeye çabalıyor. Bu çabalar çevresi tarafından yutulmuyor artık. Onun derdi dünyevi işlerden soyutlanmak ta değil. Her işin hep içinde olmayı istiyor. Birebir her şeyden haberi oluyor. Ama sorarsanız her işin takipçisi Hidayet ve tüm kötü şeyler de Hidayet’in başının altından çıkıyor. Hidayet ilginç bir taşralı tipolojisine sahip. Burjuvanın o kadar emrine girmiş ki her işi sorgulamadan yapıyor. Ama bazı durumlar oluyor ki bu “efendiye mutlak itaat” “efendiye kararını değiştirme”ye dönüşebiliyor. Aydın’ın sağ kolu olmanın ona verdiği büyük özgüvenle bazı durumlarda “asıl patron” benim ama… durumları da sezilmiyor değil… Hidayet’i canlandıran Ayberk Pekcan, ...

Kış Uykusu (Notlar)

Resim
Sondan başa doğru ilerlemek gerekirse, Avcı erkeğin elinde bir avla(tavşan) dönmesi evin kadınını her zaman heyecanlandırmaktadır. Kadın erkeğinden av istemektedir. Ama o şimdiye kadar kadın gibi toplayıcılık yapmaktadır. Filmin ilk sahnesinde Aydın elinde bir avuç mantarla gelir.  Nihal, toplayıcı bir erkekten ziyade avcı bir erkeği tercih etmektedir. Ancak Aydın’ın bunu anlaması için Suavi ve Levent öğretmenle ava çıkması gerekmektedir. Bu sahne bana Semih Kaplanoğlu’nun “Yusuf Üçlemesi”nin ikinci filmi olan “Süt”ü çağrıştırdı. “Süt”te askerlik çağına gelmiş(ancak askere kabul edilmemiş) evin delikanlısı Yusuf’un annesinin evleneceği adamın avdan balık ve kazla dönmesi çok masalsı anlatılmıştır. Yusuf ise gerçek bir erkek olduğunu annesine ispatlayamamanın hüznü ve utancıyla kendini bir maden ocağına kapatır. Tek avuntusu ise şiirdir. Avcı erkek annesini onun elinden almıştır. Nihal, hep kocasının boyunduruğundan kurtulmak için uğraşmış. Büyük ve ünlü bir aktör olaca...

Kış Uykusu (2014)

Resim
Bazen tek başıma şehirden çıkıp küçük kasabaları köyleri dolaşıyorum. Yani bir bakıma taşrayı. Pazar yerlerini, çınaraltlarını, evönü gölgeliklerini… Boş ve ıssız yollarda bir başıma dolaşıyorum. “Kış Uykusu”nda Aydın’ın yaptığı tüm eleştirileri belki onun kadar yüksek sesli olmasa da içimden yol boyunca sürdürüyorum. Bir bardak çay içerim diye köhne ve sakin kahvehanelere uğradığımda havadan sudan biraz sohbet etme imkânına da kavuşuyoruz. Orada görüyoruz ki kendi muhayyilemizde oluşturduğumuz yeryüzü algısı maalesef onlar için bir değer ifade etmiyor. Yan komşunun ineğinin kendi bahçesine girmesinden tutun da uzun yıllara dayanan husumetlere kadar belki bir kentli için anlam ifade etmeyecek “şey”ler onlar için en önemli gündem maddesi oluveriyor. Kafanızda kurarak geldiğiniz “misafirperver”, “iyiliksever” ve “halden anlar” Anadolu algısı da yok artık bunu iyice belliyorsunuz. Akşamları kendi hanelerinde popüler kültürün tüm saldırılarına televizyonlar sayesinde maruz bırak...