Kayıtlar

çocukluk etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

This is England ve Frozen River - 2

Resim
Çaresiz kadınlar beni hep korkutur Shaun. Çaresiz kadınlar ve özellikle atacak tüm barutunu bitirmiş kadınlar. Senin hikâyen beni çok yaraladı, örseledi. Kendime gelemedim. Bir filtre kahve yaptım kendime. Döktüğün gözyaşlarını düşündüm. Babasızlığı düşündüm Shaun. Senin yollarından geçebileceğimi düşündüm… Sonra bir kahve, bir kahve daha. Kahvenin mideye iyi geldiğine dair bir öykü okudum daha biraz önce. Ne büyük bir yalan… Midem alev alev yanıyor Shaun… Sonra üzerine bir film daha. Acıyı acıyla kazımak gibi. Kahve üstüne kahve. Ne demiştim yazının başında. Çaresiz kadınları… Ah! Evet… Derme çatma bir kulübe(prefabrik) iki oğluyla hayata tutunmaya çalışan ve bir de kumarbaz kocasını aramak zorunda kalan bir kadın görüyoruz öncelikle. İcracılar kapıya dayanmış. Evde ne varsa götürecekler. O bunları mı düşünsün yoksa kocasını mı arasın bilemiyor. Kocasını ararken eski arabasını başka bir kadının kullandığını görüyor ve onun peşinden “Mohawk” bölgesine giriyor. Diğer kadın, ilk başlard...

This is England ve Frozen River - 1

Resim
İki filmi arka arkaya seyretmek hiç âdetim değildir ama bu sefer nedense iki yakıcı filmi bünyemi zorlayarak ta olsa seyrettim. Her ikisi de yabancılar ve yerliler üzerineydi. Daha doğrusu bu yeryüzü topraklarının her yerinde süren burası benim ve yabancılara yer yok anlayışının keskin eleştirileri üzerineydi. Herkesin bir yerlere ait sahiplik hissettiği ve bu sahipliği bozmak istememesini bir çocuk ve kadın üzerinden gördüm. Kadınlar ve çocuklar belki de bu sahiplik hissinin en çok ötelediği varlıklar. Ama onlar bile bazen etkilenip korkunun en önemli öğesi durumuna gelebiliyorlar. İlk film 80lerin başında küçük bir İngiliz banliyösüne odaklanıyor. 80lerle ilgili tüm popüler ve klişe anların, durumların yaşandığı bu bölgede 12 yaşında bir erkek çocuğun yaşamının içine giriyoruz. Shaun dediğimiz bu küçük çocuk, babasının Falkland’da ölmesi sonucu devletin verdiği lojmanvari tekdüze bir evde yaşamını sürdürmektedir. Babasını çok özlemektedir. Okulda bir arkadaş edinememiş ve bu özlem on...

JTO'nun Mim'ine Cevaben-Çocukluk Hatıraları

Resim
Çocukluk hatıraları üzerine bir kitaptan bahsettikten sonra JTO’nun mimine cevaben Çocukluk ile ilgili bir şeyler karalayayım. Çocukluk, özellikle 30’lu yaşların henüz üzerinde olanların için birazda 12 Eylül sonrası ortamın depolitizasyonundan nasibini almaktır. Her şey güllük gülistanlık gelir çocuğun gözüne. Tonton, gözlüklü bir amca ve devamlı nitekim diyen kır saçlı yine başka bir amcayla mütemadiyen televizyonda karşılaşmaktır benim çocukluğum. Tek televizyonlu günlerin hüküm sürdüğü günlerde hep aklımda ya çok kar yağışlı hatıralar geliyor gözümün önüne ya da çok sıcak ağustos ayları. Küresel ısınma diye de bir şey yoktu. Kar yağdı mı tepeleme yağar ve ucu bucağı, dereyi tepeyi silme doldururdu. O zaman Ankara’nın hava kirliliği vardı. Döküm sobaların içerisinde yanan kömürden çıkan karbon monoksit gökyüzünü kapatır ama hayallerimize hiç dokunmazdı. Yazları ise aklımda kalan hep köyde, kırda yaşayan dedelerin ve ninelerin yanına gitmektir. Karneleri alır almaz binilen ufak tefek...