Kayıtlar

Ahmet Uluçay etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Güzel adamdın Ahmet abi...

Resim
.... Güzel adamdın Ahmet abi. Biz güzel çocuklarıydık taşranın. Derdimiz, kendimizleydi; kimseyle alıp vereceğimiz yoktu. Sen karpuz kabuğundan gemiler yaparak olmazları oldurdun. Köy çocuklarının utangaç aşklarını dünyaya duyurdun ve küfrün, en güzel onların ağzına yakıştığını... Az şey mi, bozkırın çocuklarına okyanusu gösterdin Ahmet abi! Bir gün, biri gelip senin filmini de çekecektir. Hoş çekmese ne olur! Değil mi ki, o ıssız köyde bir derviş gibi yaşadın. O bozkırı, uzayıp giden o tren yollarını, ovaları güzelleştirdin. Yıllar, yıllar sonra bile insanlar, 'buralarda bir güzel adam yaşadı' diyecekler. Deli miydi, veli miydi; hayal miydi, gerçek miydi bilinmez... Ama güzel adamdı vesselam! .... Ali Çolak'ın yazısından ...

Bozkırda Bir Kavak Ağacı-Ahmet Uluçay

Resim
A. Turan Alkan, yıllar önce bir yazısında yerli olmakla kavak ağacı arasında bir bağ kurarak bizi yani Anadolu da yaşayanları en iyi anlatan ağacın kavak ağacı olduğunu izah ediyordu. Bozkırın ortasında hiç eğilip bükülmeden tek başına durabilen bir kavak ağacı. Ahmet Uluçay işte bu topraklara kökleriyle tutunmuş bir kavak ağacı gibiydi. Anlattığı hikâyelerin her bir yerine saçılmış samimiyet ve doğallık izleyiciyi sarıp sarmalıyordu. İlk uzun metrajlı filmi Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak belki de sırf bu yüzden bile önemlidir. Oyuncuların ağzında yörenin şivesi hiç yapmacık durmaz. Oyuncular beylik felsefi laflar etmezler. Onların kendi küçük dairelerinde küçük dertleri vardır. Kendi yürekleri için belki çok büyük sorunlardır bunlar ama bir kentli için kayda değmez. Ahmet Uluçay, çocukluğunda gittiği yazlık sinemada bir karasevdaya tutulur. Beyaz perdenin üzerinde oynayan hareketli resimler onun yaşam çizgisini bambaşka yönlere sürükleyecektir. Çocukluktan itibaren çalışmak ...

Ahmet Uluçay

Resim
Ne söylenebilir ki ardından... Sadece dua belki de...

Taşrada Çocuk(luk) Dertleri-3

Resim
Taşrada çocukların dertleri bitmez; tutkuları da. Issız bir bozkırda tek eğlencesi uzaktan geçmekte olan tren olan çocukları düşünün. Tabii ki televizyonun ve internetin saltanat fermanını okumadığı zamanlardan söz ediyoruz. Şimdi biraz da zorunlu olarak ortaya çıkmış dertler ve meseleler var. Kendimizin alışkanlık girdabı sonrasına ortaya çıkan rahatsızlıklar, kronik durumlar ve baş gösteren tuhaf haller… Şimdi ki çocuklar için dünyanın her köşesi aynı. Japonya’da yapılan bir animasyon dağın başındaki bir çocuk tarafından hemen kabul edilip içselleştiriliyor ve sonrasında globalleşme dedikleri durumun belki de en kötü yanı ortaya çıkıyor. İnsanların farklı ve ayırt edici özellikleri kaybolup tek sesli ve tek davranışlı bir model devreye giriyor. Köyde yaşayan bir çocuk hamburger istiyor mesela. Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak filminde taşrada yaşayan iki çocuğun sinema hayalleri ve bir film çekme dertleri vardı. Onlar da yıkık dökük bir duvara yansıyan sihirli ışığın önünde görünen ...

Uluçay ve Irmak

Resim
Issız Adam'da yönetmen sinemanın tüm kavramlarını istismar edercesine bir şeyler anlatıyordu. Daha önce burada sözkonusu filmle ilgili kadın-erkek ilişkilerini ele alan bir şeyler karalamıştım ancak filmi tüm boyutlarıyla eleştirmemiştim. Genel olarak filmle ilgili beni en rahatsız eden şey, özellikle seyirciye bırakması gereken yerleri bile gözümüzün içine sokma davranışının aleniliğiydi. İşin aritmetiğini, tekniğini bilmek bunları da kapsar mı? Aşkı, hazzı, cinselliği anlatırsın, anlatırken seyircinin hayal gücüne bırakacağın yerler olur bu hem izleyicinin zekasına güvenmektir hem de sömürüye mahal vermemektir. Ahmet Uluçay'ın ilk ve tek uzun metrajlı filmi buna en güzel örnektir. Bir mektupla aşkı, bir cevizle de hazzı ve cinselliği anlatır Uluçay. Sinemada bir mevzuyu anlatmak böyle bir şey olsa gerektir.