Baba karnım ağrıyor...
Baba karnım ağrıyor. Bir filmde duyup ta yaralandığım nadir cümlelerden biri. Kız çocuk, anneleri öldükten sonra başka biriyle evlenip çocuklarına bakmayan babasına bu cümleyi dedesiyle birlikte kaldıkları evin toprak damından söylüyor. Biraz sitemkâr, biraz şefkat ihtiyacıyla. Baba karnım ağrıyor. Bu cümle, filmin sonunu içimde kopan fırtınalar dindikten sonra görmeme neden oluyor. Gerçi o sahnede duru ve sade anlatıma karşın bir orman yangını gibi. Yemyeşil otları kavurup geçiyor damarlarımda yetişen. Baba karnım ağrıyor. Film bu işte. Başka söze ne hacet. Ölüyorum her gün bu cümle kulaklarımda. Kavak ağaçlarının gölgesi düşüyor mezar taşıma. Anne, ilkokul fotoğraflarındaki o solgun çocuk. Kırışmış her yerinden kâğıdı. Baba bak işte karnım ağrıyor.


Yorumlar
ışıklar içinde uyusun.......
"parmağıyla ilkokul çantama tık tık diye vurur
cevizdendir, inegöl işidir kıymetini iyi bil derdi babam
küçük bir askerdim ben de
siyah önlüğümün içinde bembeyaz bir yürek
dökülürdüm yollara hava soğuktu okulum uzak
bir avucumda közde pişmiş sıcacık bir patates
hem beslenmeliyim hem üşümesin diye elim
değiştirirdim ara sıra çantamla patatesi
dikkat ederek çantama
cevizdendir, inegöl işidir kıymetini iyi bil derdi babam
babamın bilmediği bir şey vardı
her sabah çantamın içine bir gün doğar
ortasından ekvator geçer
ve masmavi gökyüzünde çantamın
güneyden kuzeye göçmen kuşlar uçardı
gülün bakalım bıyık altından şimdi siz
söylesem inanmayacaksınız
siz uyurken çantamın içinde atatürk samsun'a çıkardı
ve bilirdi yedi kere sekizin kırk iki olduğunu
bilmeseydi eğer bandırma vapuru sinop burnu'na çarpardı
ben bir türlü bilemedim aram hiç iyi olmadı hesap kitapla
nohut ve fasulyeden bir abaküsüm vardı
hesabını hâlâ verebilmiş değilim hayata
iyi şiir okurdum ama iyi resim yapardım
eyvah dediler bu çocuk adam olmaz
yazık oldu çantaya
cevizdendi inegöl işiydi..."
Ahmet Uluçay
ve de amin...