Kayıtlar

sinediyalog etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Ağlayabilseydiniz...

Resim
Sevgili Yıldıray Oğur yazınca Necip Fazıl 'ın aynı adlı eserinden beyaz perdeye uyarlanan Mesut Uçakan 'ın bana göre en iyi filmi Reis Bey tekrar canlandı gözümün önünde. Onun mahkeme heyetine karşı yaptığı nefis tiradı aşağıya alıyorum. Film ile ilgili değerlendirmeleri daha sonra yazacağım. Öncelikle tekrar bir daha seyretmeliyim. ... “Ben diyorum ki; her fert başucuna, ‘Suçlu benim! Herkes suçsuz!’ levhasını asmalıdır! Ben diyorum ki; yegâne kurtuluşumuz, herkesin herkesi affetmesindedir! Daha ötesi kanunların sorumluluğuna girer. Ama görüyorum ki anlatamıyorum... Hissediyorum ama anlatamıyorum! Çocuk ‘Ağlayabilseydiniz anlayabilirdiniz!’ dedi. Ağladıkça anlıyorum. Ağladıkça anlıyorum! Artık bütün mantık hesaplarımı kaybettim! Hem de öylesine kaybettim ki, Amerika’da bir cinayet işlense de dünya çapında bir ses sorsa, ‘Katil kim?’... ‘Benim!’ diye haykırabilirim! Soğuk kış geceleri köprü altında yatan çocukların vebali benim boynumda! Ben ne yaptım! Uykuda, baygınlıkta, a...

İl Postino (1994)

Resim
Ben de bir şair olmak isterdim. Hayır, postacılık daha orijinal. En azından çok yürüyor ve kilo almıyorsun. Biz şairler obez oluyoruz. Evet, ama şiirle kadınları kendime aşık edebilirdim. Nasıl...? Nasıl şair oldunuz? Koy kıyısı boyunca yavaş yavaş yürüyüp etrafına bakmayı dene. Böylece aklıma mecazlar mı gelir? Kesinlikle.

Gran Torino (2008)

Resim
Clint Eastwood, yaşayan bir efsane. Yaşlandıkça yaptığı filmler daha da büyüyor. Suya tirit diye adlandırılan ve kimi çevrelerce burun kıvrılan western filmlerden sonra inanılmaz bir evrim göstererek sinema tarihinin en büyük yönetmenlerinden birisi oldu. Kore gazisi, beyaz bir Amerikalının göçmen ülkesi olan yurdunda, mahallesine yeni taşınan göçmenlere alışmasını hem de insani değerleri yeniden hatırlamasını sağlayan bir film Gran Torino. Amerika gibi aile bağlarının koptu-kopacak konuma geldiği bir ülkede komşuluk değerlerine vurgu yapan Eastwood, yeni’nin içerisinde ortak yaşam ve değerler bütünü oluşturulması gerektiğinden bahsediyor. Gelişmiş ülkelerin en önemli sorunlarından olan göçmen, mülteci ve kaçak meselesi, gelir uçurumunun artmasıyla sona erecek gibi gözükmüyor. Afrika’nın ortasında yaşayıp ekonomik olarak gelişmiş ülkeleri cennet gibi gören bir bireyin o ülkede yaşamak için verdiği çabanın yanında, o ülkeye ulaşıp başını sokacak bir yuva bulması sonrasında da, yerleşik ...

Offret-Kurban(1986)/Andrei Tarkovsky

Resim
Yıllar önce evlenmeden önce sık sık annemi ziyaret ederdim. Memlekete giderdim. O zamanlar annem hala hayattaydı. Evi küçücük bir kulübeydi. Bir bahçenin ortasındaydı. Küçük bir bahçeydi. Bakımsızdı. Otlar diz boyuydu. Yıllarca ihmal edilmiş bir bahçe. Ve sanırım hiç kimse oraya uğramamıştı bile. Annem ağır hastaydı. Evden çıktığı pek görülmemişti. Yine de o harap bahçenin ortasında kendine özgü bir güzellik vardı. Şimdi ne olduğunu anlıyorum. Havanın güzel olduğu günlerde çoğu zaman pencerenin kenarına oturur bahçeyi seyrederdi. Pencerenin yanında özel bir koltuğu vardı. Bir keresinde ortalığı düzeltmeye karar verdim. Yani bahçeyi düzeltmeye. Çimenleri kesip otları yakacaktım. Ağaçları budayacaktım. Aslında bütün bahçeyi kendi zevkime göre, kendi ellerimle yeniden düzenlemek istedim. Annemin hoşuna gitsin diye istedim. Tam iki hafta boyunca elimde bahçe makası ve tırpanla toprağı kazdım kestim otları ayıkladım ve başka otlar ektim. Burnumu topraktan kaldırmadan çalışıp durdum. İşi en ...