Uzak İhtimal’de Veda Sahnesine Dair
Ne güzel değil mi? Sevdiğinle çıkılan kısa ama upuzun yolculuk. Sayfiye yerine doğru arka koltuktan uzatılan kaçamak bakışlar. Hep onunda sana karşı bir şeyler beslediğine dair hisler, içlenmeler ve düşünceler. Bir gün belki… Aşk sürpriz bir kutudur bazen. Çıkagelir… Kurulur alnının tam orta yerine, bağdaş kurup oturur… Unutturur sorumlulukları da… Sıcak ve terli bir akşamüzeridir sevgili… Platonik sevgili… Sigara gibi mi? Bilinmez ki… Baş ağrısı yapan dayanılmaz bir sıcak sonrası gölge arandığında ağızdan çıkıverecek gibidir… Seni sevebilsem… Sevsem ve sevilsem… Sonra yağmur başlar Şile’de. Şile bir anlık kaçamaktır… Kaçıp kurtulursun işte… Bakarsın onun tel tel ince saçlarına uzun uzun Ya da bakamazsın ne bileyim ben… Tekrar uzun ve karanlık izbeye dönüşte gelmek istersin sayfiyeye… ‘Ah’ bir defa daha gelebilsek keşke… Gelsek olmaz mı yine? ‘Olmaz der’ bakışlarını düşürür uzattığın kaçamaklardan… Uzun bir yol görünür… Kahve falı değil ki bu sigara ile beraber yarenlik eden… Yüz düşe...