Atlıkarınca (2011)
3 bölüme ayrılabilecek bir yanı var Atlıkarınca’nın. İlk bölüm, mutlu, huzurlu ve ekonomik açıdan da gayet rahat bir ailenin yaşamına Kurban Bayramı’nın ilk günü kurban kesimi ile giriyoruz. Kurban kesimi esnasında veya kurban kesimi sonrasında babanın hoşnutsuzluğu yüzüne yansımıştır. Annenin zoruyla bu kurbanın kesildiğini ilerleyen zamanlarda anlarız. Baba titiz biri ve bu titizliği karısı üzerinde uygula(ya)madığından çocuklarını biraz da zalimce sayılabilecek şekilde hassasiyetini hissettiren bir mizacı var. İlk bölümde babanın zalim(ce) hassasiyeti dışında normal şeyler görürüz. Ailecek lunaparka gidilir; eğlenilir; vakit geçirilir. Evin büyüğü olan erkek çocuğunun melankolik ve içe kapanık ruh hali ile ilgili yönetmen bir ipucu atar ama çok ta üzerine gitmemize izin vermez. Geceleri evin avlusunda atlıkarınca oyuncağının başında çaresizce oturan bu erkek çocuğunun “derdi” hakkında malumata sahip olamayız. Adam eli kalem tutan biridir ve kadının taşra da kalma arz...