Kayıtlar

mert fırat etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Atlıkarınca (2011)

Resim
3 bölüme ayrılabilecek bir yanı var Atlıkarınca’nın. İlk bölüm, mutlu, huzurlu ve ekonomik açıdan da gayet rahat bir ailenin yaşamına Kurban Bayramı’nın ilk günü kurban kesimi ile giriyoruz. Kurban kesimi esnasında veya kurban kesimi sonrasında babanın hoşnutsuzluğu yüzüne yansımıştır. Annenin zoruyla bu kurbanın kesildiğini ilerleyen zamanlarda anlarız. Baba titiz biri ve bu titizliği karısı üzerinde uygula(ya)madığından çocuklarını biraz da zalimce sayılabilecek şekilde hassasiyetini hissettiren bir mizacı var.   İlk bölümde babanın zalim(ce) hassasiyeti dışında normal şeyler görürüz. Ailecek lunaparka gidilir; eğlenilir; vakit geçirilir. Evin büyüğü olan erkek çocuğunun melankolik ve içe kapanık ruh hali ile ilgili yönetmen bir ipucu atar ama çok ta üzerine gitmemize izin vermez. Geceleri evin avlusunda atlıkarınca oyuncağının başında çaresizce oturan bu erkek çocuğunun “derdi” hakkında malumata sahip olamayız. Adam eli kalem tutan biridir ve kadının taşra da kalma arz...

Başka Dilde Aşk (2009)

Resim
Konuşmak kara dilin erkeğin ve kadının Birbirine tutuşmuş iki ele yabancı biri gibi konuşmak Konuşmak mutluluğun çılgını gibi Öpücüklere benzemeyen sözcükler var ya İşte o sözcükleri yitirmiş bir ağzın dili ile konuşmak Tüm bunlardan yakınan bir edayla konuşmak * Korkunç gecelerden bahsetmek istiyorum size. Korkunç bir gece. Bütün yeryüzünü sığ bir karanlığa mahkûm eden gece. Hatırlamak istemediğim, hiç unutamadığım ve birileriyle paylaşmak istediğim o gece. Konuşmak istedim ama konuşamadım. Hissettiklerimi anlatamadım ki… Sessizlik en çok kütüphanelere yakışır derler. Bir dolu kitabın içine gömülmek için sükût şarttır. En ufak bir tıkırtı biler rahatsız eder insanı. Kitapların dünyası öyle her laubaliliği kabul etmez. Böyle bir kütüphane içinde sağır olmak idealdir aslında sağır biri olarak çalışmakta. Sadece kitaplar da yetmez insana. Ruhunu, beynini doldurduğu heceler, sözcükler ve resimleri anlatmak ister hislerini boşaltacağına. Bunun kim olacağına zaman karar verecektir. Zaman ...

Başka Dilde Aşk ve Şiir...

Resim
Gece öylesine elime bir film geçti ve seyrettim. Gece, sırf can sıkıntısını gidermek için bir film seyretmek istedim ve Başka Dilde Aşk ’ı seyrettim. En çok evinden dışarı adım atamayan şair Kâmuran’ın öyküsüne takıldım. Filmin genelinden büyük bir lezzet aldım ama Kâmuran’ın dramı başka etkileyiciydi. Ablası filmin bir sahnesinde onun uzun yıllardır neden evden çık(a)madığını anlatıyor. Kâmuran, her gece sabaha karşı nefis şiirler yazıyor. Kâmuran, unutamıyor. Unutmak istese de aşk’ı böğrüne düğümleniyor. Kâmuran, yazdığı şiirleri yayınlamaktan da imtina ediyor. Buruşturup apartman boşluğuna atıyor. Kamuran, hatırlanmak için yazmıyor. Unutabilmek için karalıyor kâğıtları. Unutabilmeyi umut ediyor. Mert Fırat ve İlksen Başarır, bir arada Kamuran’ın umut etme zamanlarını anlatmalılar… Filmin tam orta yerinden şiir vapuru geçiyor. Onur, Zeynep’e Aragon’un bir kitabını veriyor. Ve bir mısrayı da ilk sayfasına yazıyor. Zeynep, kitaptan okuduğu birkaç mısrayı Onur’a işaret diliyle anlatıyor...