Kayıtlar

sadık yalsızuçanlar etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Gezgin ve Süt

Resim
Fırtınanın etkisiyle iri dallarından biri budağından yarılmış ve yere eğilmiş olan çam ağacının yanına gitti. Geniş, iri gövdesi ıslanmış, yağmurdan biraz daha şişmişti. Dibi biraz kuruydu. Eğildi ve yüzeydeki çerçöpü temizledi, toprağa kadar indi. Toprak nemliydi. Pis bir koku çarptı. 'Aman Allahım bu da ne?' diye söylendi. Islak toprağı eşeledikte küçük, tuhaf bir şey çıkıyordu. Kokusu dayanılmaz bir şeydi bu. Ne olduğunu anlayamadığı, bir kokarcadan beter kokan şeyi eline aldı ve genzini yakan pis kokusuna rağmen göğsüne yakın tutarak çıktı koruluktan. İşbiliyye'deki ikinci hocasının dergahına gitti. Söyleşiyorlardı. Çok sayıda mürid, şeyhin çevresinde halkalanmış, sessiz, kendinden geçmiş bir haldeydi. Şeyh, güçsüz ama bir o kadar insanın gönlüne işleyen giz dolu bir sesle noktadan söz ediyordu. Dilinden düşen son cümle, 'nokta herşeyin özüdür' oldu. Girdi içeri ve eşiğe oturdu. Elindeki o tuhaf şeyin kokusu kısa sürede doldu içeri. Herkesin genzini yaka...

Dem-Sadık Yalsızuçanlar / 2

Resim
Halvet Der Encümen ’de de anlatırdı. İsmi Nigar. Bir tilki yağmuru sonrası peşinden takip edilen kalın dudaklı o kız işte. Bakışlarını kaçırmak istesen de artık geri dönülmez bir noktada olduğunu sen de biliyorsundur. Görünce, kalbindeki bağı çözüp bana attı, kendine bağladı. Aşkın rahmetiymiş bu, bunu yıllar sonra anladım. O an neler olduğunu hatırlamıyorum. Sadece iri, badem gözlerini hatırlıyorum. Bir de gamzesini. Gülümseyince belirmişti… … İlk kez korunaksız bir kışa girecektik. Varsa yoksa Nigar. Bir gülse, konuşsa, baksa, ahh şu yağmurda bir ıslansak, birlikte yürüse, ona deliler gibi sevdiğimi söylesem, onsuz öleceğimi. İlk gençlik zamanları. Hiç unutmayacağını zannettiğin günler. Karnına bir bıçak sokulup, usul usul çeviriyor sanki. İçinde hep bir yara. Kanaman durmaksızın sürüyor. Bir pansumancı bekliyorsun Cemil. … Gözlerine uzun süre bakamıyor, bakışlarımı kaçırıyordum. İçim eriyordu. Kalbim duracakmış gibi küt küt atıyordu. O da öyleydi. Zaten onu ne zaman görsem kalbim du...

Dem-Sadık Yalsızuçanlar / 1

Resim
O gün bugündür elime verdiğin elmas kılıçla, bu kırık dökük yaşamımı, anılarımı ev acılarımı yazıyorum. Gözümü dünyaya sen açtın, şimdi senin önüme serdiğin dünyayı anlatacağım. Biliyorum gördüğüm, gerçeğin belki ilk zerresidir. Baktığım pencereden sadece deniz görünüyor. Arada bir dalgalanıyor, bir aykırılık oluşuyor. Renkleri ve biçimleri böyle algılayabiliyorum. Bir şey bilmiyor ve görmüyorum, biliyorum. Böyle yazıyor Dem’in bir yerlerinde Sadık Yalsızuçanlar , Cemil’in hayat hikâyesini anlatırken. Cemil ismini telaffuz edip geçmemeli elbet. Yazar Cemil’i anlatırken bizlere otobiyografik bir roman kuruyor. Böyle bir romanda acılarını yazıyor, acıların en ayyuka çıktığı zamanlar ergenliğin en deli çağlarından başlıyor. Kimi zaman çocukluğuna gidiyor, kimi zaman masa başında oturup bilgisayar ekranının karşısında geçirdiği günleri anlatıyor. Anılar, unutulmaya yüz tutmuş bir iş arkadaşının hastalığını da hatırlıyor ve acıtacak biçimde kalemden kâğıda geçiyor. 1960lı yılların Malatya’s...

"Bir Hayal Olmuş Sana"

Resim
Şehirden soyulunca çalı çitlerin sınırlarında, dere boyunca yürümüş, iki katlı kerpiç evin bahçesine kavuşmuştun. uzun, örgülü saçların, beyaz tenin, simsiyah badem gözlerin ve koltuğundaki kitaplarınla mahcup mahcup bakmış ben’i sormuştun. Ben’likten geçmek için uğramam gereken uğrakların birinde yolumu ve kendimi yitirmiştim. Annem bir merhamet ırmağı gibi akıyordu evimizden sokağa. Sokak hep bir insana açılıyordu. Açıkuçlu bir şehre. Saçlarına yine yırtılan bir çocuk yüzü yerleşmişti. Çocuk yağmur olup yağmağa başlamıştı. Yağmur çiçek bitirmişti. Acılarımızı dindiren bir çocuk bir yağmur ve bir çiçek halinde yağmıştın. Nigar. Sevgili çocuk. Yedi yıl sonra şehirlerarası otobüsün penceresinde astsubay eşini uğurlarken Görmüştüm. Kucağında ikinci çocuğun. Nemli, yapışkandı hava her zamanki gibi Dörtyol’da. Noterde çalıştığını söyledi yanımdaki Adam. Deliçay köprüsünü geçince bir yağmur hüzün indirmeye başladı. Şehirden soyulunca sadece otoban metal ve beton. Yorgun ve örgülü saçların g...