Kayıtlar

Atalay Taşdiken etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Arama Moturu (2016)

Resim
Bozkırın ortasında su, kadın ve define arayanların hikayesi. Kimi evlenmek, kimi zengin olmak kimi de topluma yararlı olmak. Bu film birçok kişinin hoşuna gitmiştir benim de gitti. Vakit geçirmek ve keyiflenmek için birebir. o yöreden amatör oyuncular değme profesyonel oyuncular kadar iyi oynamışlar.  Lakin benim bu filmde en çok dikkatimi çeken karakter Sefil Hasan. Zamanında köyünde çok yoksulluk yaşamış ve çareyi Almanya'ya gitmekte bulmuş. Orada zengin olmuş ve her yaz soluğu memleketinde almış. Ancak memlekete girişinden itibaren herkesin  sefil diye çağırması onu rahatsız ediyor. Takım elbise giyiyor ve Mercedese biniyor. Buna rağmen o sefillikten kurtulamaması garip davranışlara neden oluyor. Sefil Hasan bunaldıkça gıcır Mercedesi bir ıssıza çekip müziği de sona dayayıp başlıyor tek başına oyun havaları eşliğinde oynamaya. Stresini böyle atıyor. İçinden atamadığı bu aşağılık kompleksi ile köye kendini zengin Hasan olarak kabul ettirememe durumu müziğin sesi...

Mommo-Ayşe

Resim
Ben kayıp bir kardeştim Kar yağarken gülümseyen dünyada Yalnız bir resmim olsun istedim* Giderken bir resim bırakır dizlerinin üzerine. Uyumak istiyorum der. Sadece uyumak. Ayrılıklar en çok uyumakla unutulur. Bir bilsen… Baba kendi geçiminin derdinde. Dede ise toprakla gökyüzü arasında. Anne ise o dizlerinin üzerine bırakılan bir fotoğraf karesinin sağ alt köşesinde. Annenin çocukluğu işte. Anneler kızlarına benzer derler ya.. Ayşe’de gözlerini annesinden almış. Hüzünlü kahverengi büyükçe iki göz. Dokunsan ağlayacak her daim. Dokunsan dünyayı ağlatacak. Yıldızlar korkuları bertaraf ediyor her gece. Yıldızlar ‘abi’ gibi… Bir köprü ayazında veda edasıyla öptü beni annem Öpülen bir yalnızlık oldum öylece* Yıldızların koynunda her gece görülen anne düşleri. Anne çocuk fotoğraflarından süzülüp yüreğine işliyor. ‘Hani ölmüştün?’ anne… Anne, sıcak ama uzak… Anne masum ama ırak… Düşler gerçeği unutturur her gece. Anne kollarında yaşam ne dertsizdir. Bazen anne çocuk ...

Mommo-Ahmet

Resim
Daha ne kadar bu olgunluğu sürdürebilirsin ki. Herkes top peşinde işte. Sıcak yemekler önlerinde. Şefkat desen en lezizinden. Bana öyle bakma Ahmet. Bilmem ki ben buraları. Yoksulluğun kıyısından geçmedim ki. Hiç ambardan un almanın korkusunu... Korkular, Evet korkular Yıldızların kanatlarına sığınılan korkular. Daha ne kadar sürecek bu olgunluk Ahmet. Siyah hüzünlü saçları. Sana ‘abi’ deyişi Velespiti öğrenme arzusu Olgunluk küçük kahve gözlerde mi Ya da uzak bir baba mektubunda mı Sor Ahmet Unutulacak mı? Vefa yere serilip Tozlu sokaklarda bırakılacak Sapsarı bir ıssızlığın ortasında Ve yemyeşil köylük bir yerde. Otur şöyle yanıma Anlat hadi… Bütün akranların bir çılgınlığın peşindeyken Bu suskunluğun neden… Kuzine sobayı anlat. İçinde pişirilen yarım yamalak börekleri. Ya da alelacele acıkılan zamanlarda Birkaç közlenmiş soğan ve patatesin kokusunu. Olgunluk yokluğa mı vareste Ahmet. Bir başak gibi büyürken eğilip te başın Bir kuyu dibinde Ö...

Mommo: Kız Kardeşim (2009)

Resim
Çocukken Beyşehir'de evimizin karşısında Ar Sineması vardı. Harçlığımla haftada bir gün sinema bileti, yanında da Bozdoğan gazozu alırdım. Diğer günler de, sinemanın dışarıya ses veren hoparlörünün altına oturur, dinlerdim. Sonra da izlemiş gibi arkadaşlarıma anlatırdım. Benim çok yakınımda yaşandı. Ancak yazmaya başlayana kadar kalbimde çok etkisi olduğunu anlamamıştım. İki kardeşin dramı yıllarca sürdü. Erkek, dede öldükten sonra İstanbul'da bir ailenin yanına gitti. Şimdi kız dört çocuk annesi, ağabey de iki çocuk babası. Ağabey, babayla sorunlar yaşadı, yine de vefasını sonuna kadar gösterdi. Mommo, aslında benim korkum. Çocukluk korkuları 60 yaşına gelmiş birisinde bile kalıcı oluyor. Çocukları bu tür şeylerle disipline etmenin yanlışlığına işaret etmek istedim. Mommo bir korku unsuru olsa da Ayşe'nin içindeki korku, sonunda gerçekleşiyor. Sinemada, olayların ajite edilip insanların sömürülmesine karşıyım. Bu hikâye, başkasının elinde çok başka türlü bir filme ...