Kayıtlar

mimari etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

JTO'nun Mim'ine Cevaben-Çocukluk Hatıraları

Resim
Çocukluk hatıraları üzerine bir kitaptan bahsettikten sonra JTO’nun mimine cevaben Çocukluk ile ilgili bir şeyler karalayayım. Çocukluk, özellikle 30’lu yaşların henüz üzerinde olanların için birazda 12 Eylül sonrası ortamın depolitizasyonundan nasibini almaktır. Her şey güllük gülistanlık gelir çocuğun gözüne. Tonton, gözlüklü bir amca ve devamlı nitekim diyen kır saçlı yine başka bir amcayla mütemadiyen televizyonda karşılaşmaktır benim çocukluğum. Tek televizyonlu günlerin hüküm sürdüğü günlerde hep aklımda ya çok kar yağışlı hatıralar geliyor gözümün önüne ya da çok sıcak ağustos ayları. Küresel ısınma diye de bir şey yoktu. Kar yağdı mı tepeleme yağar ve ucu bucağı, dereyi tepeyi silme doldururdu. O zaman Ankara’nın hava kirliliği vardı. Döküm sobaların içerisinde yanan kömürden çıkan karbon monoksit gökyüzünü kapatır ama hayallerimize hiç dokunmazdı. Yazları ise aklımda kalan hep köyde, kırda yaşayan dedelerin ve ninelerin yanına gitmektir. Karneleri alır almaz binilen ufak tefek...

Turgut Cansever'in Ardından...

Resim
... Türkiye'deki kültürel yöneliş yanılgısı çok eskiye dayanıyor. Tanzimatçılardan daha öncelere, III. Selim dönemine. Sadelik, incelik, vakar gibi büyük asri değerlerimize, Lâle Devri ile beraber Batı'nın barok ve rokoko özentisi karışmaya başlamış. Osmanlı sanat iradesini devam ettiren Sinan'ın talebelerinin son eserlerinden sonra Fransız saray hayatının yüzeysel zevkleri ilericilik diye ülkeye geliyor. İthal edilen şeyler asri değerlerimizle kıyaslanamayacak kadar süfli halbuki. III. Selim'e kadar şehirlerimizin bir meselesi yok, ama 19. yüzyıl Osmanlı entelektüelleri doğru düşünme yeteneğini kaybediyor. Neden kaybettiklerine gelince, " Bir kavmi şerre düşmedikçe helak etmeyiz. " diyen ayet-i kerimeye bakmamız gerekiyor. Versailles önemli, Topkapı önemsiz sayılıyor. Düşünce sisteminde başlayan çözülme mimariyi de çöküşe sürüklüyor. ...