Kayıtlar

çocuk etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Dem-Sadık Yalsızuçanlar / 1

Resim
O gün bugündür elime verdiğin elmas kılıçla, bu kırık dökük yaşamımı, anılarımı ev acılarımı yazıyorum. Gözümü dünyaya sen açtın, şimdi senin önüme serdiğin dünyayı anlatacağım. Biliyorum gördüğüm, gerçeğin belki ilk zerresidir. Baktığım pencereden sadece deniz görünüyor. Arada bir dalgalanıyor, bir aykırılık oluşuyor. Renkleri ve biçimleri böyle algılayabiliyorum. Bir şey bilmiyor ve görmüyorum, biliyorum. Böyle yazıyor Dem’in bir yerlerinde Sadık Yalsızuçanlar , Cemil’in hayat hikâyesini anlatırken. Cemil ismini telaffuz edip geçmemeli elbet. Yazar Cemil’i anlatırken bizlere otobiyografik bir roman kuruyor. Böyle bir romanda acılarını yazıyor, acıların en ayyuka çıktığı zamanlar ergenliğin en deli çağlarından başlıyor. Kimi zaman çocukluğuna gidiyor, kimi zaman masa başında oturup bilgisayar ekranının karşısında geçirdiği günleri anlatıyor. Anılar, unutulmaya yüz tutmuş bir iş arkadaşının hastalığını da hatırlıyor ve acıtacak biçimde kalemden kâğıda geçiyor. 1960lı yılların Malatya’s...

Mongolian Ping Pong / Devam...

Resim
Ve film başlar… Aklınızdan yanı başınızda bir köy yerinde ya da ilçeye en yakın kasabada yaşanan küçük olaylar geliverir. Moğol bir çocuk steplerin orta yerinde kendi başına bir şeylerin beklentisini yaşarken ping pong topu ile hayatının da akışı değişir. Yaşarken hayatın anlamlandırabilmenin en önemli şartı yaşınızın büyüklüğü ve olgunluğu olsa gerektir. Hayatın kapanacak perdesine doğru yavaş ve zorlu deneyimlerle ilerlerken olgunlaşırsınız. Acılar kıvama gelir. Yorulursunuz. Düşünürsünüz ve korkarsınız. Çocukluk öyle değildir ki… Sadece saniyeleri yaşarsınız. Ne olmuş? Neden olmuş? Umurunuzda olmaz. Dayak yersiniz, ardından elinize bir dondurma tutuştururlar sevinirsiniz. Büyüdükçe böyle olmaz ki… Dondurmayı erite erite ağlarsınız. Yapış yapış olur ayalarınız. Sonra o yapış yapış olan ellerinizle gözyaşlarınızı silmek istedikçe yüzünüz gözünüz berbat olur. Büyüklük ne kadar kibirse, çocukluk o kadar mütevazılıktir… Büyüdükçe kırar dökersiniz. Sayar, söversiniz ama çocuklar daha olgu...

Ayın Büyüttüğü Oğullar

Resim
Bize kanlı bir uykunun, bir kardeşlik sabahı başlatacağı müjdelenmedi. Cinayetten dönen kardeşiniz, gölgesini gizlediği duvarların ötesini görür. Ellerini yıkar ve sizi dünyada bir söz olarak bırakır. Sessiz bir törenle iç geçirme arasında duran yerde gömdüm onları. Ölü oğullar. Kurban hepsi. Sanki onlara, kurban oluşlarını hatırlatmak için var yeryüzü. Yüzleşiyoruz. Sızlanmaya başlayan bir çırpınmada "yeter" diyorum. "gidin ve öldürmeyin" ağzımda kesik bir gülüş. Kâbus olmalı. Bir cinayetten dönen kardeşim korkutuyor beni. Kanlar içinde uyanıyorum. Terliyim. Aç gözlerini. Tırnaklarını acıyan yerlerine bastır. Biri var mı göğsümü mendiliyle silecek. Kardeşim bir cinayetten dönüyor. Karanlık dehlizlerden. Siyah paltosu Ve gözleriyle. Ona benzemeyeceğim. Gece ayaklarımız okşandı ve büyük dağları geçeceğimiz söylendi. Karlarla bekletilmiş büyük dağları geçtik. Bahçede ilk gün keskin bir çizgiyle yan yana duran üç yıldızı gördük. Mutlak. Yol açıcı. "Bakmak istiyor...