Güzel Günler Görmek...

Yorgun akşamlar sonrası gecelere uyanıyorum. Uzun seyahatler canım çekiyor. Güneş doğmaya yakın bir servis aracı gelip alıyor bedenimi. Elimde bazen küçük bir kitap, bazen de deste kâğıtlar. Güneşin doğumuna daha fazla katlanmayım diye sağ tarafa oturuyorum. Uzun hikâyedir bu serviste ki ruh hali. Detaylı girmek istemem.

Nerden geldiyse aklıma

filmini hatırladım. Farklı insanların farklı zamanlarda karşılaşmaları üzerine. Sevemedim desem yeridir ama nedense görüntüler bir bir gözümün önüne düştü.

Kader kesişmedir diye anlıyoruz hep. Bu filmde de insanların karşılaşmaları üzerine farklı açılar var. Bu filmde belki de tek sevdiğim şey de bu. Gerçi başka filmlerde de denenmiş bir şeydir bu. Ama tutunamayanlar ın hikâyesi ve karşılaşmaları her daimde ilgi çekmiştir.

Ve büyük insanların arasında kaybolup giden küçük çocuklar da var bu hikâyelerin içinde.

Yaralıdır içerim
Dışa ne akseder bilinmez...

İsmi bile başlı başına bir kitap konusu olabilecek bir film Güzel Günler Göreceğiz. İzlemek gerekir.

Yorumlar

Adsız dedi ki…
thanks for sharing...
luna sesi dedi ki…
Blogunuzdan Uzun Hikaye' yi okuma şansımız olacak mı?

Bu blogdaki popüler yayınlar

Elia Kazan'ın Taşra İzlenimleri ve Yumurta

Hiçbir Gece (1989)