Bir Zamanlar Anadolu'da (Hissettiklerim-1)


Taşrada memur takımının hayatı üzerine de incelikli göndermelerde bulunuyor Nuri Bilge Ceylan. Çocuğu hasta bir komiser(emniyet mensubu), eşinden boşanmış ve yolu burada hastaneye düşmüş bir doktor(sağlık mensubu) ve eşinin ölümü üzerine bu ıssız kasabada yaşamaya kendini mahkûm etmiş bir savcı(yargı mensubu). Bir cinayet mahalli tespitinde tasalar, umutlar ve geçmişe dönük içi dökmeler kıpırdanıyor. Memurlar, kasabada az sayıda kendine yakın gördüğü insanlarla derdini dökmeye çalışıyor. Yönetmen Ceylan, memurlar arasındaki hiyerarşinin de aslında bazı zamanlar ne kadar keskin ve sertken bazı zamanlarda kuralsız bir samimiyet oluşturduğunu ortaya koyuyor.

Filmin sonlarına doğru hastane odasında doktor ve komiser ile doktor ve savcı arasında yaşanan bir nevi kadere teslimiyet ile büyük çaresizlik boyun büküp insanı çaresiz bırakıyor. Komiser, çocuğunun her gün gözünün önünde erimesi karşısında sesini buğulaştırıp doktora dert yanarken teslimiyetin aslında en büyük umut olduğunu fısıldıyor izleyiciye. Savcı ise, o güzel kadından bahsettikçe ilk başlarda içinde sürekli beliren özlem kayboluyor ve pişmanlık tüm ruhunu kaplıyor…

Yorumlar

Buket dedi ki…
ben de daha yeni seyrettim ve beğendim. komiserin doğallığı, savcının rolünü çok başarılı buldum. işte yurdumuz insanı diyorsunuz..
red.. dedi ki…
İzlediğim en güzel filmlerden bir tanesiydi. Ama NBC'ye Türkiye'de yeteri kadar değer verilmiyor bence. O kadar ödül aldı sadece gazetelerin küçük bir köşesinde adı duyuldu.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Elia Kazan'ın Taşra İzlenimleri ve Yumurta

Hiçbir Gece (1989)