Kayıtlar

Manchevski'den Zamansız Makedonya

Macedonia Timeless - Mountains :60 from Milcho Manchevski on Vimeo . Manchevski kendi ülkesini tanıtıyor.

The İnsider (1999)

Resim
Uyku tutmuyor. Gece rüzgârın yaprakları titrettiği sesleri dinliyorum. Telefondan haberlere bakıyorum. Demirel’in ölüm haberi düşüyor. Uzandığım yerden doğruluyorum. Pencereyi açıyorum. Uzun uzun parkın uzun ışıklarının yansıttığı ağaçların gölgelerini izliyorum. Ölüm sadece dört kelime işte.  Sonra bir film açıyorum. Kasvetli  dönemlerinden birini anlatıyor  Birleşik Devletlerin.  Tüm toplum için önem arz eden birçok konu irdeleniyor. Tütün kartellerinin sigara üretimi için insan sağlığını nasıl göz ardı ettikleri; tüm dünyanın gözlerinin içine baka baka ‘daha fazla kar için’ yalan söylemeye devam ettikleri ve doğruların, gerçeklerin peşinden koşan bir bilim insanını öldürmeyi bile göze alacakları basit ama gergin bir dille aktarılıyor. Kameranın ustaca kullanımı, kişilerin ruh halini yansıtmakta oldukça mahir.  Russell Crowe ve Al Pacino iyi oyunculuklar çıkartıyorlar. Burada önemli olan aslında dürüst insanların varlığının verdiği bir mutluluk izleyiciye. ...

Magnolia (1999)

Resim
Nasıl da geçiyor hayat! Sürekli tüketiyoruz. Cebimizde beş kuruş para kalmayacasına. Koşuşturuyoruz. Gülüyoruz. Kahkahalar atıyoruz. Sonra evimize geliyoruz. Kapıyı kapatıyoruz ve kendimizle baş başa kalıyoruz. Kimsecikler yok yanımızda.  Sıkı sıkı örtüyoruz perdeleri. Perde yoksa gazete kâğıtları, ıvır zıvır ne varsa yetişiyor imdadımıza. Karanlığın içinde kendimizle yüzleşebiliyoruz. Tek başına olmak ürkütüyor. Geçmişin travmaları her yanınızı sarıyor. Amerikan toplumunun bütün sancılı katmanlarını gösteriyor bize yönetmen Magnolia’da. Başarılı olmak için hırsın tetiklediği ve bu hırsla arada kaynayan; gözden kaçan çocuklar sonraki yıllarda daha büyük toplumsal travmalara kapı aralıyor. 90larak kadar Amerikan toplumunda televizyon en önemli kitle iletişim aracı. Hipnotik bir güçle tüm farklı katmanları peşi sıra sürüklüyor. Barlarda, küçük evlerde, caddelerde, vitrinlerde hep aynı programlar aynı zamanlarda bir döngüye başlıyor.

Kader yahut Zilletin Sıradanlığı üzerine bir kaç söz.

Resim
Ve bir son bekler bizi. Gideceğimiz yer belli. Kader çizmiş zaten çizgileri. Uzak bir yola çıksan da dönüp dolaşıp varacağın yer belli. Geri dönüşü olmayan yollara çıksak ta… Bekir’in de dediği gibi Uğur’a “burası sırat köprüsü” Garip ikilemlerde Bekir. Bir hikâye anlatıyor. Bir masal belki bize göre.  Bir özlem. Dolu dolu bir ömür sunuluyor. İçini damla damla boşaltan biz. Bekir her gece daha bir çekiyor yaşamı içine ve savuruyor olabildiğine. Zillet ne kadar ağır. Bir gün mahalleden çocuklar çağırıyor oturup laflıyorsunuz. Tüm yaşamını heder etmişsine getiriyorlar lafa. İşin alsı öyle değil diyorsun. Kendini ağırdan sattığından bahsediyorsun falan filan. Tam da cümlenin sonu gibi hayatın işte… Falan Filan… Çürüdüğünün farkında olsan da, başka birini ölürcesine aşık bir kadını bu kez sen ölürcesine hatta öldürürcesine seviyorsun. Hep o malum sahne hatırlanıyor… Bekir otobüste sabaha karşı uyanıyor ve…

Sivas'a Dair...

Resim
Kime sordular ki...  Bilinmezlikle dolu bir dünyayı. Kırmızı kaplı defterlerin çağını çoktan geçtik. "Zillere basıp kaçmak istiyoruz" bir buton bulabilsek keşke elimizin altında. Bozkıra kaçmak istiyorum uzun zamandır. uçsuz bucaksız kuru ve sarı topraklara.  Yaban atlarını uzaktan izleyip gün içinde kavrulmak belki de... Köpekler geçiyor sürülerin önünde ve ardında. Köpekler asil ve mağrur.  gece oluyor... Köpek sesleri dolduruyor bozkırın uzun platolarını.  Köpekler korkutuyor sesleriyle ama sonra... Gözlerimizde bir kaç damla yaş... Köpekler sürüyü alıp götürüyor. Köpekler bizi hiçlikle başbaşa bırakıyor... Kente döneceğiz elbet... Ama kent bitirecek bizi... Usul usul ve kemirerek...

Baba Oğul İlişkisi Üzerine Özel Bir Kısa Film-Patika

PATIKA ST TR from Laurent Navarri on Vimeo .

Hunger (2008)

Resim
Dünya. Çıplak omuzlar üzerinde duran.  Herkes alışkın dölyatağı bersalarla ağulanmış bir dünyaya  Benimse dar  çünkü dargın havsalamın  gücü yok bazı şeyleri taşımaya.[1] Bazen gökyüzüne bakıyorum ve hiçbir şey görmüyorum. Bilemiyorum. Uzun zamandır buradayım. Hücreme her gün son kez bakıyorum. Hep bir çocukluk hayalindeyim sanki. Koşuyorum ve susuyorum hep. Bir nehir ve bir sus. Sonra uzun bir koşu. Ardı arkası kesilmeyen bir sürü gölge. Herkes ölecek biliyorum. Bu parmaklıklar, bu koridor, bu kusmuk… Sevgilimin uzattığı son sigara. “Bobby” diyor annem son kez. Uzun uzun öpüyor şakaklarımdan. Şakaklarımda anne kokusu. İrlanda ise uzak bir koku oysa. Anne ve vatan ikisi ayrı yerlerde. Bitecek açlık, susuzluk “Bobby Sands” Bir rayiha gibi ölüm. Yakacak o duvarları. ve hiç görmediğim çocuklar selam yollayacaklar sana. Bir damla suyla…  nicedir kavrayamam haller içinde halim...