Kayıtlar

Kırık Bir Aşk Hikayesi

Resim
Karşı Açı 'da Ömer Kavur'un ve Türk Sinemasının en önemli filmlerinden biri olan Kırık Bir Aşk Hikayesi ile ilgili senaryo kitabından bahsedilmişti. Selim İleri, bu senaryo kitabının nasıl basıldığı ile ilgili hatıralarını anlatıyor... Selim İleri, Ömer Kavur'un filmin afişinde senarist olarak kendi adını da yazdığını görünce sinirleniyor ve kafayı iyice çekip telefonu çeviriyor. Telefona cevap veren ise o sıralar Kavur'la evli ve aynı zamanda filmin başrol oyuncusu olan Hümeyra'dır. Hümeyra'ya kendi tabiriyle epeyce söylenen İleri, senaryoyu kendi ismiyle bastırmaya karar veriyor. Ada Yayınları'nın sahibi Ferit Edgü 'ye rica ediyor ve böylece kapağında Aliye Berger 'in faytondaki kız figürünün bulunduğu senaryo kitabı basılıyor. Ve Selim İleri, kendisine çok güzel bir anı kaldığını belirtiyor bu kitabın. Yirmi yıl sonra bir televizyon kanalında senaryosunu kaleme aldığı saflığını , arılığını ve naifliğini koruyan filmine tesadüfen rastlayan İleri...

Selim İleri - Anılar; ıssız ve yağmurlu

Resim
Selim İleri, kendi başına yaşayan ve bu kendi halindelik içerisinde gözbebeklerinin içerisinde hep hüzün bulutlarının dolaştığı melankolik bir yazar. Türkiye’nin çok partili hayata adım atma zamanlarının çocuklarından birisi. Kıbrıslı bir baba ve İstanbullu bir annenin iki evladından tek erkek çocuğu olan İleri’nin ilk baskısı Ekim 2002’de yapılmış nehir söyleşi kitabı Anılar, ıssız ve yağmurlu yu okuyorum bir haftadır. İstanbul’un hala Osmanlı dokusundan izlerini kaybetmediği zamanlarda geçen çocukluk ve ilk gençlik yılları benim en çok ilgilendiğim ve ağlamaklı olduğu bölümler. Kitapla ilgili tafsilatlı bir değerlendirme yapabilmek için açıkçası bölümlere ayrılması gerektiğini düşünüyorum. Selim İleri, Handan Şenköken ’le yaptığı bu uzun ömrünün söyleşisinde okuru şaşırtan ayrıntılara iniyor. Normal bir insan hafızasının kaydedemediği bilgileri, kırık dökük harfleri, nesneleri ve insanları tafsilatlı bir şekilde anlatıyor. Onu seven okurları için bu anlatılamaz derecede büyük bir mu...

Şükran Güngör Üzerine - 2

Resim
Şükran Güngör ’ün son filmidir Büyük Adam Küçük Aşk . Ve Şükran Güngör bu filmiyle inanılmaz bir oyunculuk gösterisi sunarak öteki âleme göçmüştür. Aslında onun canlandırdığı karakter, yaşadığımız bugünlerde sık sık karşılaştığımız biridir. Filmdeki karakterin, günümüzde farklı düşünce fikirlerin olabilmesinden ziyade her fikir ve düşüncenin sahibinin sahip olduğu fikir ve düşünceleri yine kendi mahallesinin/cemaatinin içerisinde seslendirme/dile getirme girdabından kurtulamaması sorununun orta yerde öylece durmasıdır. Tabii ki düşünce veya fikriyatın kendi içe kapalı toplumunun sınırlarında seslendirilmesi insanın hem egosunun poh-pohlanması hem de başının derde girmemesi açısından önemli sonuçları olmaktadır. Ancak, kapalı toplumların içerisinde ortaya konulan birbirine yakın fikirlerin sonradan iyice bağnazlaşması/yozlaşması sorunu da böylece ortaya çıkmaktadır. Emekli bir yargıcın, kendi iç dünyasında yaşadığı en önemli mesele bence budur. Belirli bir yaşa kadar kendi hücresinin z...

Anadolu’nun Kayıp Şarkıları (2008)

Resim
Sinopsis : Antik kültürleri, imparatorlukları, mitolojileri ve yaşanmış görkemiyle dünyada eşi benzeri olmayan Anadolu’nun 10 binyılı aşan bir geçmişten kalma egzotik mekanları ve insanları arasında yaşanan bir müzikal yolculuk. Anadolu’nun Kayıp Şarkıları, bir müzikal-belgesel olarak belki de türünün ilk örneği: Anadolu halkının kendi mekanında ve provasız kaydedilen otantik performansları, 20 benzersiz şarkı halinde yeniden düzenlenirken bazıları ise orijinal halinde bırakıldı. Bu yolculuk, müzik ve kültürün nasıl olup da hayat, coğrafya ve çalışma ortamından türediğini gözler önüne sererken, Anadolu’nun zengin kültürleri de müzik, dans ve ritüeller temelinde keşfediliyor. Bu insanları saran ve yaşam biçimlerini etkileyen büyüleyici çevre de filmin şiirsel anlatımına katkıda bulunuyor. Yönetmen ve Yapımcı: Nezih Ünen

Yönetmenin Ego'su

Resim
“ Ben dünyanın en iyi yönetmeniyim, diğerleri fazla abartılıyor. Eminim ki diğer yönetmenler de kendileri için böyle düşünüyordur ama bunu söyleyemiyorlardır .” Lars von Trier , yuhalanıp çokça eleştirilen son filmi Antichrist ’in gösterimi sonrasında böyle bir cümle kurmuş. Her sanatçının içindeki büyük ego’nun ortaya çıkması mı desek yoksa depresyon tadevisi görmüş bir yönetmenin sanrıları mı? Bilemiyorum… Ünlü yönetmenin ego kokan bu cümlesi esas bana şunu hatırlattı. Hani yeni filmi gösterildikten sonra filmle ilgili eleştiriler gelmeye başlar ya. O eleştirilerin içerisinde filmin senaryosunda yapılan mantık hatalarından bahsedilir; görüntülerin arasında yanlışlıkla çıkan kişi veya nesnelerin tuhaflıklarından dem vurulur. Sonrasında yönetmene bu tarz yanlışlıklar ve hatalar sorulduğunda ‘ ben zaten bu mantık hatasını özellikle senaryoya koymuştum ’ ya da ‘ yanlış çıkan görüntüyü özellikle seyircinin dikkatini ölçmek için bilinçli bir şekilde ben yerleştirdim ’ gibi açıklamalar da ...

Hilmi Yavuz'un gözünden Nokta Filmi

Resim
Hilmi Yavuz , bir hafta arayla Derviş Zaim'in Nokta'sı hakkında iki yazı ( 1 , 2 ) kaleme aldı. Açıkçası her iki yazıda kendi açımdan çok yararlı ve ufuk açıcı oldu. Özellikle tasavvuf ve estetik noktasında yaptığı değerlendirmeler bir filmin iyi bir entellektüel tarafından nasıl görüldüğünü de gözümüzün önüne seriyor. Yavuz'un filmin ismi ile ilgili yaptığı ayrıntılı okumada belki yönetmenin de farkına var(a)madığı önemli çıkarımlara varıyor. ' İlginç raslantı: Aristoteles'te zaman'ın özü, Şimdi'dir ve 'Şimdi'nin , Grekçedeki karşılığı ise 'nûn'dur. 'Şimdi' ('nûn'), Aristoteles'e göre, nokta'dır ('stigme'). Hegel'de de Şimdi, bir nokta'yla temsil edilir. (Bunu Derrida'nın L'Endurance de la Penseé'sinden öğreniyoruz.) ' ve yine Hilmi Yavuz Üstad'ın iki yazısının sonucuyla yazıyı bitirmek gerek... ' Derviş Zaim, 'Nokta'da Kâinat'ın 'tamamlanma' sürecinin ...

Şükran Güngör Üzerine - 1

Resim
1999 yapımlı bir Zeki Ökten ve Fatih Altınöz birlikteliğinin ilk filmiydi Güle Güle . Küçük bir adada hayatlarının son demlerini yaşamalarına rağmen hem birbirlerine olan bağlılıklarını kaybetmeyen hem de umudun var olduğunu haykıran beş güzel insanın hikâyesiydi. Sinema perdesinde ilk defa izlerken büyük bir çoğunluğu orta yaşın üzerinde olan insanların bulunduğu bir salondaydım. Filmin duygusal ve vicdani yanı ağır basan görüntüleri ekrana geldikçe o orta yaşın üzerinde insanların gözyaşlarına hakim olamadıklarına bizzat tanık olduğumu hatırlıyorum. Filmi değerlendirebilmem için açıkçası bir kez daha izlemem gerektiği için ayrıntılı bir kritiği sonraya bırakıyorum. Üzerinden 10 yıla yakın bir zaman geçmiş ancak Şükran Güngör ’ün son rol aldığı filmi Büyük Adam Küçük Aşk üzerine kaleme aldığım iki yazıda, büyük usta üzerine bir iki kelam edeceğimden bahsetmiştim. Güle Güle filmi bu açıdan Şükran Güngör’ün anlatmak için iyi seçilmiş ve bence üzerine de tam oturan bir roldü. Şemsi,...