Kayıtlar

Sarı ve Müjdat...

Resim
Babama bir gün dedim ki: “ ben tır şoförü olmak istiyorum.” Daha on üçümde ya var ya yokum. Babam gazeteden başını kaldırdı ve gülümsedi: “ peki. ” O an hayalimin önündeki tek engel babam aradan çekildi ve ben hayalin gerçeğe dönüşmesi problemi ile başbaşa kaldım. Bazen hayaller öyledir. Gerçekleşme ihtimali bile sizi ürkütür. O hep bir düş olarak kalmalıdır. Yastığa başınızı koyduğunuzda tutkuyla istemeli ancak önünüze geldiğinde korkuyla titremelisinizdir. O gün de öyle oldu işte. Korktum. Okulu kırmak güzeldi de bırakıp bambaşka bir tünele girmek cazip gelmedi gözüme. Odama döndüm. Bir kitap açtım. Sırtüstü yattım. Kitabı okumadım ama yüzüme örttüm. Selüloz kokusunu içime çektim. Kelimelere bir bir yuttum sanki. Pencere açık değildi. Biri olsa da şu pencereyi açsa dedim içimden. Nefesim kitabın sayfalarına çarpıp tekrar yüzüme vuruyordu. Anneme sarılmak istedim. Doyasıya koklamak onu. Kitabı yüzümden kaldırdım usulca. Kitapta ilk gördüğüm paragrafı bir çırpıda okudum. ...

Küçük Kara Balık'tan Alıntılar

Resim
Blog yazarı, kızına Samed Behrengi 'nin Küçük Kara Balık 'ını okurken bu kitapta günümüze yönelik ve yetişkinleri de ilgilendiren aslında ne kadar çok şey olduğunu gördü. Blogun alt başlığı da "Sinema ve Edebiyat Üzerine" olunca aşağıdaki alıntıları buraya almak istedi. ... Küçük Balık çağlayandan atlayıp bir su birikintisine düştü. İlkin telaşlanır gibi oldu ama sonra yüzüp su birikintisinde dolaşmaya başladı. O zamana kadar böylesi büyük bir su birikintisi görmemişti.        Yumurtadan çıkmış binlerce kurbağa yavrusu kaynaşıyordu. Küçük balığı görünce başladılar alay etmeye:        - Aaaa, şunun kılığına bakın! Sen ne biçim yaratıksın böyle?        Balık tepeden aşağı süzdü onları:        - Lütfen terbiyenizi bozmayın. Benim adım "Küçük Kara Balık". Siz de adınızı söyleyin; tanışalım.        Bir kurbağa yavrusu:        - Biz birbirimize Yavru Kurbağa deriz....

Venezia 70 Future Reloaded - Semih Kaplanoğlu

Resim

Kapıcı Musa(Muzaffer Çetinyılmaz)nın Ardından...

Resim
Sevgili M.Nedim Hazar, o büyük oyuncuyu ne güzel de anlatmış . Ruhun şad olsun Büyük Oyuncu.. ... " Malum, ilk dönemi Birleşen Yollar ile neredeyse 50 yıl önce başlamıştı. Minyeli Abdullah, Yalnız Değilsiniz gibi filmlerle başlayan ikinci dönemde Anadolu’dan, sıradışı bir katılım oldu bu akıma. Konya’da aslında farklı işlerle meşgul olan, ancak sinemaya gönül veren Nurettin Özel ve Hüseyin Türkyıldırır ellerinde bir film kasetiyle gelmişlerdi İstanbul’a: Kapıcı Musa.     Anadolu şartlarında, son derece mütevazı bir bütçeyle çekilmiş etkileyici bir hikâyesi olan filmdi Kapıcı Musa. Ancak, teknik ve estetik olarak yeterli olmadığı için, Esra Film, yönetmen İsmail Güneş’e hikâyeyi Beşinci Boyut ismiyle tekrar çektirdi. Pek çok oyuncu tekrar çekimde aynen rol aldı. Bunlardan biri elbette başroldeki Kapıcı Musa’yı oynayan Muzaffer Çetinyılmaz’dı. Çetinyılmaz, o kadar etkileyici bir performans sergilemişti ki, pek çok kişi onu gerçekten kapıcı zannediyordu. İtaly...

Korkuyorum Bessy

Resim
Dayanacak gücüm yok belki.  Çıldırasıya ayazları özlüyorum senin gibi bilmem ki.  Yolların tıkandığını en iyi sen bilirsin. Adalardan bir çıkış Bessy.  Ölecek olanlar için son bir ışık aç. Tut beni de kollarımdan. Bilirsin Bessy. Denizi hiç sevmem ben. Suyu da. Hele uçsuz bucaksız kıyıları... Hastalara bir bardak su verelim Bessy. Gözleri karartan bu spotlara da bir su. Ah Bessy. O haline dayanamadım ve kaçtım kendimden. Ve Jan ile son kez konuştuktan sonra. İnsanlar ölmesin Bessy. Biz kaçalımla! uzak steplere.  Ağlama Bessy. Jan çok mutlu olacak üzülme. Ellerine kına yak Bessy. o da ne diye sorma. Ah Bessy. Eller kınalı yas tutarlar bizim topraklarımızda. Bessy unutma sen ağlarken kumandayı atanları da.  Gözyaşı bazen öfke oluyor Anla... Breaking the Waves

İs Pus ve İki Film (Araf ve Yük) - 1

Resim
Uzun bir seyahatten döndüm. Kıta Avrupasının içerlerinde dolandım durdum. eve geldim. bir iki film var çantamda çıkardım. Hava hafif alacaya dönmüş.  Yorgunluktan başım da müthiş bir ağrı da var. Bir ihlamur mu demlesem diye aklımdan geçirdim ama yorgunluktan onu da yapamadım. İki tane film dedim ya. İkisinin de isimleri çok ağır düşündüğünde. Birincisi Araf , diğeri ise Yük . Yavru balık, annesine sormuş: Anne "su nasıl bir şeydir diye? Anne cevap verememiş .Sonra etrafındaki kimse bu soruya cevap veremeyince Anne balık yavrusunun sorusunun cevabını alması için Bilge Balina ya götürmüş. Yavru Balık sorusunu bilgeye de sormuş,  "Su nasıl bir şeydir?" Bilge Baline masum yavrucağa: "Bana sudan başka bir şey göster ben sana suyun nasıl olduğunu anlatıyım" demiş. İşte Araf tam bu hikayede geçen Balinanın tarif ettiği gibidir.  Araf'ta olmayana Araf, hiç bir şey ifade etmez. Kafasında canlandıramaz. Araf filmindeki karakterler de aynen öyle ...

Ömer Miraç Tunç'tan Nasip isimli bir Kısa Film

Resim