Kayıtlar

'Çoğunluk' üzerine değinmeler...(1)

Resim
Mertkan’ın öncelikle devlete karşı duruşuna bakmak gerekir. Çoğunluğun içinde yer alıp devlete saygısını muhafaza eden ama meselesi olduğunda “işini bilen” bir topluluktan bahsediyor filmde. Mertkan, ilk devletle karşılaşmasında ağzından küfür kaçırıyor. Ona göre devlet şefkatli ve ona iyi davranır. Evinde gibi konuşuyor. Arabanın teybini çaldırınca soluğu karakolda alıyor ve ifadesi alınırken içindeki çocukça ruhu ortaya çıkıyor. Polis sert bir şekilde uyarıyor. İkinci hadisede ise sarhoş bir halde yaptığı kaza sonrası polisten babasının zoruyla tutanağı değiştirmesini istiyor. Ya istemeyi bilmediği ya da bu devlet jargonundan çok ta anlamadığı için suratı düşüyor. Belki burada babası ile geriliminin de payı olabilir. Ona karşı hep boynu bükük kalmak istemiyor lakin baba onun bu işi de beceremeyeceğini biliyor. Nasıl olsa kendisi zaten sonrasında çözecektir. Çünkü o babadır ve devletin işleyişini gayet iyi bilmektedir. Mertkan, hem devletin işleyişinden anlamaz hem aşk işi sarpa sarar...

Bal'a Bakmak...

Resim
Uyusam… uyansam… hafifçe aralayıp göz kapaklarımı tahta döşemelerin gıcırtısını dinlesem… anneme baksam… onun narin terlik tıkırtılarına kulak kabartsam… babamı arasam gözlerimle… sonra gözkapaklarımı tekrar kapatsam… düş görsem… düşsem… ağaç kovuğuna saklansam… babamla beraber ormana dalsam… avucumu açsam… çay toplasam… süt içsem… koklasam… yürüsem… kıskansam… görsem… üzülsem… üzgünsem… sıvışsam…. izlesem… korksam… korkulsam… beklesem… bekletmesem… uzaklara dalsam… kırpsam… tekrar babamla ormana dalsam… patikadan ilerlesem… ceylanları görünce suya baksam… sularda yüzümü izlesem… utansam… utandırmasam… arıların sürüsüne karışsam… ağzıma bir parmak bal çalsam… pencereden çocukları izlesem… hediye alsam… hediye etsem… başucunda beklesem… arkadaşımın elini tutsam… ateşte yümümü ısıtsam… kapı ardındabir kızdan şiir dinlesem… o kızı çok sevsem… tutulsam… şiire düşsem… kekeledikçe yazıya sığınsam… beklesem… beklesem… beklesem… babamdan umudu kesince annemin eteğine tutunsam…

Bir Zamanlar Anadolu'da (2011)

Resim
Beklediğimize değmiş gibi...

Karnım Acıkmıştı...

Resim
Karnım acıkmıştı. Pencereden dışarıya baktım. Kar lapa lapa yağıyordu. Alnımı pencerenin camına dayadım; sonra yanaklarımı. Gözlerimle bir kar tanesini izledim. Sokağın köşesindeki bakkalın hayal meyal seçilen ışığını gördüm. Orada bir ekmek olmalıydı bayatta olsa. Vestiyerden montumu aldım. Çekmeceden şapkamı çıkarıp başıma geçirdim. Holün ışığını kapadım. Kapının arkasındaki anahtarı alıp kendimi dışarıya attım. Açlık içgüdüsü, soğuktan daha baskın geldi. Apartmanın otomatı beni görünce yandı. “Sensörler” dedim içimden “sensörler”. Belki de gülümsedim ama kimse görmedi. Merdivenleri beni takip eden ışıkların eşliğinde indim. Sokağa açılan giriş kapısını sıcak bir ekmeğin hayaliyle hızlıca açtım. Sokak bembeyazdı. Burnuma gözlerime kar taneleri değiyor sonra usulca eriyordu. Terliyor gibiydim sanki. Yürüyordum güdülerimin esiri olarak. Arabalar tek tük park etmişti yolun kenarına. Sabaha kadar tüm yolların kapanacağı hissi korkuttu beni önce. Sonra umutlandım. Okula gitmemek, işe gi...

This is England ve Frozen River - 2

Resim
Çaresiz kadınlar beni hep korkutur Shaun. Çaresiz kadınlar ve özellikle atacak tüm barutunu bitirmiş kadınlar. Senin hikâyen beni çok yaraladı, örseledi. Kendime gelemedim. Bir filtre kahve yaptım kendime. Döktüğün gözyaşlarını düşündüm. Babasızlığı düşündüm Shaun. Senin yollarından geçebileceğimi düşündüm… Sonra bir kahve, bir kahve daha. Kahvenin mideye iyi geldiğine dair bir öykü okudum daha biraz önce. Ne büyük bir yalan… Midem alev alev yanıyor Shaun… Sonra üzerine bir film daha. Acıyı acıyla kazımak gibi. Kahve üstüne kahve. Ne demiştim yazının başında. Çaresiz kadınları… Ah! Evet… Derme çatma bir kulübe(prefabrik) iki oğluyla hayata tutunmaya çalışan ve bir de kumarbaz kocasını aramak zorunda kalan bir kadın görüyoruz öncelikle. İcracılar kapıya dayanmış. Evde ne varsa götürecekler. O bunları mı düşünsün yoksa kocasını mı arasın bilemiyor. Kocasını ararken eski arabasını başka bir kadının kullandığını görüyor ve onun peşinden “Mohawk” bölgesine giriyor. Diğer kadın, ilk başlard...

This is England ve Frozen River - 1

Resim
İki filmi arka arkaya seyretmek hiç âdetim değildir ama bu sefer nedense iki yakıcı filmi bünyemi zorlayarak ta olsa seyrettim. Her ikisi de yabancılar ve yerliler üzerineydi. Daha doğrusu bu yeryüzü topraklarının her yerinde süren burası benim ve yabancılara yer yok anlayışının keskin eleştirileri üzerineydi. Herkesin bir yerlere ait sahiplik hissettiği ve bu sahipliği bozmak istememesini bir çocuk ve kadın üzerinden gördüm. Kadınlar ve çocuklar belki de bu sahiplik hissinin en çok ötelediği varlıklar. Ama onlar bile bazen etkilenip korkunun en önemli öğesi durumuna gelebiliyorlar. İlk film 80lerin başında küçük bir İngiliz banliyösüne odaklanıyor. 80lerle ilgili tüm popüler ve klişe anların, durumların yaşandığı bu bölgede 12 yaşında bir erkek çocuğun yaşamının içine giriyoruz. Shaun dediğimiz bu küçük çocuk, babasının Falkland’da ölmesi sonucu devletin verdiği lojmanvari tekdüze bir evde yaşamını sürdürmektedir. Babasını çok özlemektedir. Okulda bir arkadaş edinememiş ve bu özlem on...

Whale Rider (2002)

Resim
Cendere bu yaka, yüz Kızarır, boyun Damarlar şişer, Düşmeler fırlar gider. Korda dar Balina Kopar, kopçalar Fırlar gider. Kırılır gün gelir Karşı Ayna Aynalar gider.* Doğduğum günü hatırlıyor musun? Biraz serinceydi havalar. Babam öyle demişti. Annemi hiç görmedim. Babam da sonra bırakıp gitti. Dedemle tartıştılar herhalde. Babam ve dedem ne zaman anlaştılar ki sanki. Hep bir soğuk dağın eteklerindeyiz. Her yere sirayet eden bir soğukluk. Geleneklere bağlılıkla, beklentilerin savaşı belki de bu. Dedem hep bir erkek torun umudunda… Bense uzak ufukların ardında bir balinanın sırtında… *Şiir Behçet Necatigil'in "Balina" isimli şiirinden"